» Kazdağlarına Ulaşım » kazdağları, kaz dağı, dağları, kazdagi, kaz dagi, daglari, altın arama, resimleri, konumu, fotoğrafları, çanakkale, bayramiç, seyahat, tur, ida mountain

Sayfa : Kazdağlarına Ulaşım

Başka Kazdağı yok, Kazdağlarında hayat altından değerlidir

Altın madenleri için sondaj izni verilen 11 firma, Kaz Dağları’nı delik deşik ederek adeta köstebek yuvasına döndürdü.

Bölgede altın madeni aranmasına yöre halkı sert tepki gösterirken, maden yasasının iptali için imza kampanyası düzenlendi. Sosyal kuruluşlar Kazdağları Koruma Platformu adı altında bir dernek kurma çalışması başlattı. Türkiye’nin oksijen deposu Kaz Dağları’nda bazısı yabancı ortaklı 11 firma 37 noktada altın arıyor. Sadece bir firmaya 38 bin dönüm arazide sondaj izni verilmiş. Daha ön kazı aşamasında asırlık kayın ve çam ağaçları dozerlerle yıkıldı.

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesi Ahmet Kayası mevkiinde aranan ve çıkarılması planlanan altın madeninin ayrıştırılmasında kullanılacak siyanürün doğayı katledeceği ve Kazdağlarını bitireceği ileri sürülüyor.

Kazdağlarında altın madeni çıkartılmasına karşı çıkan belde halkı Küçükkuyu sokaklarına “Başka Kazdağı yok, Kazdağlarında hayat altından değerlidir” şeklinde yazıların bulunduğu çok sayıda pankartlar asarak duruma olan tepkilerini ortaya koydu.

Kazdağlarında altın madeni aranmasına müsaade etmeyeceklerini belirten Küçükkuyu Belediye Başkanı Doktor Yusuf Aksoy, yasal çerçevede maden aramayı engellemek için her türlü olanağı değerlendireceklerini söyledi.

Belediye başkanı Aksoy, “Bu tepkiyi göstermek çok doğal, bir insanın tepki göstermemesi bence anormal.. Yaklaşık bir buçuk ay önce bu olayla tanıştık. Gerçekten şoke olduk. Kazdağlarında altın aranması gerçekten çok abeste iştigal bir olaydır. Bırakınız rehbersiz bile gezemediğiniz Kazdağlarında gelip Kazdağını bir taraftan alıp diğer tarafa koyacak bir işleme izin vermek gerçekten büyük bir yanlıştı. Biz hemen demokratik kitle örgütleriyle birlikte tepkimizi koyduk. Küçükkuyulularla ve çevre köylülerle beraber ortak bir platform oluşturduk. Kazdağları çünkü bizim ciğerimiz oksijen kaynağımız. Sırtımızı biz onlara yaslamışız. Önümüzde barış denizi olan Ege denizi. Kazdağlarındaki yıllardır yetişmiş olan binlerce bitki türünü, endemik bitki türlerinin yok olmasına gönlümüz el vermiyordu. Bu çağrımıza tüm Türkiye’den destek geldi. Tüm çevre örgütleri, bu işe duyarlı odalar bu çağrımıza destek verdi. Bir insan olarak, bir hekim olarak, bir belediye başkanı olarak buna tepkili olmam gayet doğaldır. Ben diyorum ki yanlışın neresinden dönülürse kardır. Lütfen buna izin veren yetkililer burayı gelip görsünler. Burada ciğerlerine çekecekleri bir nefes oksijen sayesinde buna izin vermeyeceklerini düşünüyorum” dedi.

Küçükkuyu Belediye Başkanı Yusuf Aksoy, hemen karşı olmadıklarını bu olayın getirisini götürüsünü araştırdıklarının belirterek, “Araştırdığımız internet siteleri vasıtasıyla bilimsel verileri önümüze koyduk. Maddi manevi hiçbir getirisi olmayacağını belirledik. Çünkü bir hedefimizi çizmişiz. Biz turizm beldesi olmayı istiyoruz. Önce halkı bilinçlendirme çalışmaları yapıldı. Köylerde, kahvelerde halk bilgilendirme toplantıları yapıldı. Çok büyük destek gördük. 6 Ekim tarihinde bilim adamları gelerek halkı bilimsel yönden bilgilendirdiler.. Gördük ki halk bu konuda oldukça bilinçli ve özümsemiş durumda. Şimdi bu işe izin verecek olan bürokratları etkileme konumuna geldi. Bunanla ilgili dosyalarımızı hazırladık. Kazdağları yok olduğunda nelerin yok olacağını açık ve seçik ortaya koymayla çalıştık. İlgili bakanlıklara, müdürlüklere, Cumhurbaşkanına ve Başbakana bu dosyaları yolladık. Onların dikkatini çekmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Aksoy, yöre halkına çağrıda bulunarak, : “Bu olaya olan ilgilerinin alakalarının daha artarak devam etmesini diliyorum. Çünkü canlı kalması gerekiyor bu olayın. Belli bir günde hatırlanıp sonra unutulacak bir olay değil bu. Çünkü gerçekten karşımızda güçlü kuruluşlar var. Bu işi yapmak istiyorlar. Hiçbir siyasi görüş ve ranta dönmeden bozulmadan kalmasını istiyorum. Gerçekten dünyada ender yetişen bitki türlerini, ağaçları, doğanın yok olmadığını, hiç bsir sanayi tesisinin olmadığını tamamen doğanın kendisiyle baş başa olduğunu göreceksiniz. Kazdağlarının bir bölümü milli park ilan edilmiş biz istiyoruz ki Kazdağları nereden başlayıp nereden bitiyorsa tamamı milli park ilan edilsin. Madenciler maden yasasına dayanarak yapıyorlar bu işi. nihai hedefimiz maden yasasının değişerek Türkiye’nin çıkarlarını ve bölgesel çıkarlarımıza uygun bir maden yasası çıkmasıdır. Tüm eylemlerimiz demokratik çerçevede olacak. Eğer izin çıkarsa hukuk mücadelesine başlayacağız” şeklinde konuştu.

Kazdağlarında maden aranmasına karşı çıkan diğer belde halkının yüzde 99’unun karşı olduğunu belirten Ahmet Çelikkaya, istemediklerini bölgenin turizm açısından çok değerli bir yer olduğunu söyledi.

Küçükkuyu Kültür ve Turizm Derneği Başkanı >Medine Aksoy, Kazdağlarında altın madeni çıkartılmasının Küçükkuyu turizmini olumsuz yönde etkileyeceğini belirterek, “Zaten Küçükkuyu turizmde yeni bir isim yapmaya başlamıştı. Burada halkın büyük gelir kaynağı turizm, zeytincilik, bu bölgede sıcak su ve kaplıca turizmi var. Altın aranması ve siyanür çalışması hem sıcak su kaplıca sularına, hem yeni yapılan turistik tesislerin gerilemesi bu bölgeye bayağı zarar verir” dedi.

Kazdağı Koruma Platformu üyesi Hayri Bindağ ise bu inisiyatifin bir buçuk ay gibi bir sürede oluşturulduğunu ifade ederek, bölgenin bir Bergama gibi olmaması için sivil toplum kuruluşları ve halkın harekete geçtiğini söyledi. Bindağ, Kazdağlarının altının oyulmaması için halk, köylüyü bilinçlendirmeye çalıştıklarını bildirdi. Amaçlarının yer üstü zenginliklerinin altından daha değerli olduğu Kazdağlarında, dünyanın akciğeri olarak nitelendirdiği Kazdağlarının altın madeni yüzünden oyulmasına engel olmak istediklerini söyleyen Bindağ, Altın malinin çıkarılmasının sondajında dahi su yataklarının yerinden kayacağını öne sürerek, “Bitkiler, ağaçlar yıkılıyor. Daha sonrasında kayalardan altın bildiğimiz kadarıyla siyanür ile ayrılıyor. Siyanür çok zararlı bir kimyasal. Tek bayına siyanür değil diğer ağır metalleri harekete geçirdiği için bitkilere, su kaynaklarına karışacak ve Kazdağlarının ölümü demektir bu. Denize kadar siyanürlü su denize karışacak. Kazdağlarının üzerindeki endemik bitkiler, değerler, sular ve oksijen bütün dünyaya yeter” şeklinde konuştu.

Kazdağlarını Koruma Platformunun bir başka üyesi Süheyla Doğan, büyük bir imza kampanyası düzenlediklerini belirterek, çalışmalara çok yoğun bir şekilde devam ettiklerini, halkın kendilerine büyük destek olduğunu, herkesin daha duyarlı olması gerektiğini söyledi.

ÜLKELERİNDE İZİN YOK
Kendi ülkelerinde siyanürle altın çıkarması yasak olan firmalar “Maden bulduk” diye ruhsat alırlarsa, bölgede 300-400 bin ton siyanür kullanılacak. 100 bin ton siyanür havaya karışacak. Yörede buna karşı çevre hareketi hız kazanıyor

Yorum (1) »

Balıkesir’in yeşil yorganı, Kazdağları (İda Dağı, bol pınarlı vahşi hayvanlar anası)

Balıkesir’in yeşil yorganı, Kazdağları
Homeros İlyada’sında Kazdağları’ndan “İda Dağı, bol pınarlı vahşi hayvanlar anası” diye bahsediyor. 250 adet olduğu tahmin edilen ayı, sayıları bilinmeyen porsuk, sincap, tilki, karaca ve yaban domuzuna ev sahipliği yapan Kazdağları’nda, bu türleri görmeseniz de izlerine rastlıyorsunuz. Ama dağların yemyeşil yorganında sivrilen anıt ağaçlarla, mitolojik dağın yabani doğasını tüm hücrelerinizde hissediyorsunuz.

Balıkesir ili Kazdağları, doğası ve mitolojik efsaneleri ile ünlü. Dünyanın ilk güzellik yarışmasının mekanı, Truva savaşlarının yapıldığı yer. Truva’nın fethi sırasında tarihe tahta at hilesi olarak geçen Truva atı, yine bu dağın ağaçları kullanılarak yapılmış. Mitolojik adı “İda” olan Kazdağlarının ağaçları, İstanbul’un alınışı öncesinde Fatih Sultan Mehmet’in emriyle Adana çevresinden getirilen ve Toroslar’ın ağaçları üzerine çalışan yörüklerin burada yaptığı ve teknelerin Haliç’e indirilmesinde kullanılan tahta kızaklar için kullanılmış. Ezine, Bayramiç, Ayazma, Yeşilyurt, Adatepe köyleri, Mıhlıçay Başdeğirmen, Zeus Altarı, Dereçatı, Fidanlık mevkii, Sarıkız tepesi, Şahinderesi kanyonu, Tahtakuşlar Çamlıbel köyü, Manastır deresi, Sutüven şelalesi, Hasan Boğuldu mevkii, Kavurmacılar köyü, Güre ve kaplıcaları, Küçükkuyu, Altınoluk gibi çeşitli merkezleri, daha önceki yazılarda ilk kez fotoğraflayıp değinmiştim. Bu kez yine ilki sizinle paylaşıyor, şelale ve treking alanı olarak kullanılan Ayıdere’ye gidiyoruz.

Ayıdere turu
Tura katılanlar sabah 10:00′a doğru hareket noktası olan Altınoluk limanındaki Mare Monte Oteli bahçesinde toplanmaya başlıyorlar. Hepsinin gözlerinde bir kıvılcım, bir sevinç, serüven öncesi heyecan görülüyor. Lastik ayakkabılar, şortlar, sırt çantaları, şapkalar ve ille de fotoğraf makineleri alınmış. Soğuk kumanyalar ve içecekler tura katılanlar için hazırlanırken, diğer tarafta her zamanki kararlı, soğukkanlı, otoriter tavırlarıyla grubu dağa çıkaracak olan Erinç Ersöz; Orman Bölge Müdürlüğü’ne o günkü turun yazışmalarını yapıyor, araç sayısını ve plakalarını, güzergâhı, katılımcı sayısını ve giriş-çıkış saatlerini bildirip izinleri alıyor. İzinin verilmesiyle tura katılanlarla minibüse binerek Ayıdere yolunda ilerlemeye başlıyoruz. Altınoluk’tan sonra Edremit yönünde 10 km ilerleyerek Zeytinlik sapağından Mehmet Alan köyüne geliyor, orman görevlilerine göründükten sonra tırmanmaya başlıyoruz. Bu yol Sarıkız tepesine çıkıyor. Sağa ayrılıp devam ettiğinizde ise Ören deresi ile karşılaşıyorsunuz. Bu dere Ayıderesi ile birleşiyor. Sonra aynı dereye Vallah deresi karışıyor ve Eren deresi ile kavuşuyor. Yamaçlar, eteklerde zeytin ağaçları ile kaplı. 500 metre yükseklikte zeytinler yerlerini çam ağaçlarına bırakıyor. Farklı gövdeleri olan anıt ağaçlar, dağların yemyeşil yorganı arasında sivriliyor. Hava serinliyor, koku değişiyor ve mitolojik dağın yabani doğasını buram buram hissetmeye başlıyorsunuz. Ayıdere turu 10:00′da başlayıp 17:00′ye kadar sürüyor. 25 km çıkışta, 25 km de inişte olmak üzere toplam 50 km yol kat ediliyor. Bunun 3-4 km’si dere yatağında su içinde yürüyerek geçiliyor. Tura katılanların yaş ortalaması düşükse, yürüyüş daha da uzatılabiliyor. Tempo aynı olmasa da, 5 yaşındaki çocuklar da, 70′likler de bu yürüyüşte yerlerini alıyorlar. Kişi başı 10 milyon ödenen turda, yol üzerinden mevsime göre kekik, böğürtlen, kuşburnu toplanıyor. Kurumuş dağ çiçeklerinden demetler yapılıyor. Daha önce ehlileştirilmiş yavru ayılar, doğayla uyumlarını kaybetmemeleri için dağa bırakılmış. Kazdağları’nda ayı sayısının 250 adet olduğu tahmin ediliyor. Porsuk, sincap, tilki, karaca ve çok sayıda yaban domuzuna ev sahipliği yapan Kazdağları’nda, bu türleri görmeseniz de izlerine rastlıyorsunuz. Milli parklarda statü gereği avcılık yasak olduğu için av yapılmıyor. Ormancı ve jandarmalardan oluşan askeri kamyon, devriye görevi yapıyor. Ağaçlar üzerine çalışan orman işçilerinin ve kamyonlarının ormanı terk etme saatlerini denetliyor.Araçtan ayrılıp dere yatağına inen yürüyüş başlangıcında, Erinç Ersöz kısa bir bilgilendirme ile doğanın heyecan verici ortamında yapılmaması gerekenleri tekrar hatırlatıyor. Ardından yüzme bilmeyen, ama göle girmek isteyenler için getirilen yelekler takılıyor. Engebeli arazide yamaçlardan, kayalar arasından inip çıkarak ilerleyenler, doğaya karşı bir zafer kazanma arzusu ile karşılaşılan tüm engelleri yardımsız geçmeye çalışarak, kendilerine olan güvenlerini tazeliyorlar. Gelinen şelale noktasında gölde yüzülüyor. Duş gerektirmeyen derenin kar ve kaynaklardan oluşan soğuk ve tertemiz suyunda dinçleşen tur katılımcıları, suların akış yönünde kanyon yolculuğuna devam ederken, su debisinin ve seviyesinin yüksek olduğu dere yatağında birbirinden ilginç ağaç gövdeleri ve devasa kayalar arasındaki yolu kat ediyorlar. Dönüşe geçildiğinde dere yatağından tepeye, gökyüzünün görülmediği sıklıkta ağaçlar arasından oldukça dik bir yamaca tırmanan yürüyüşçüler, oksijen bolluğu, temiz havanın verdiği enerji ve açılan iştahları ile araçtan ayrıldıkları noktada bir başka şelaleye geliyorlar. Burada bekleyen tur görevlisi tarafından ikram edilen köfte, yumurta, domates, salatalık ve peynirden oluşan soğuk kumanyayı, cola ve bira gibi soğuk içecekler eşliğinde büyük bir iştahla yiyerek, doğanın ve çevrenin keyfine varıyorlar. Çekilen fotoğraflara kavuşmanın sabırsızlığını yaşayanlar, ormanın doyulmayan bitki kokusu içinde Altınoluk’taki Mare Monte Oteli’ne dönüyor ve çay ikramı sonrasında haftada 3 kez değişik noktalara tekrarlanan bir başka dağ turunda buluşmak üzere ayrılıyorlar.
Mare Monte Tur
Tel: (0-266) 396 17 30

Zeytinyağının merkezi
İtalyanlar’ın zeytinyağı haritalarında, dünyanın en iyi yağları diye yeşil hatla belirttikleri Edremit Körfezi, gerçekten de sızma zeytinyağında haklı bir şöhrete sahip. Ege sofra kültüründe önemli bir yer tutan, yemeklere lezzet katan, zeytinyağlı yemeklerin, otlu meze ve salataların baş tacı zeytinyağı, Altınoluk’ta daha bir öne çıkıyor. Yöre halkı her derde deva dedikleri yağı, sabah kahvaltılarında adeta içiyorlar. Aroma, renk ve berraklık iştah açarken, yöre zeytinleri de yağ satan dükkânlarda hediyelik özel şişelerde sunuluyor. Altınoluk meydanında yağ satan Burhan Uzun, yağın ve zeytinin oluşumunda bitki ve toprağın önemine değinerek Altınoluk, Gömeç ve Ayvalık’ta dünyanın en iyi yağlarının üretildiğini belirtiyor. İtalyanlar’dan satın alınan tesislerde eskiden günde 70 çuval işlenirken; kapasite 400 çuvalı aşarak, üreticiye yağı ne zaman istediği sorulur hale gelmiş. Paletlere verilip yıkanarak çekirdeğinden ayrılan zeytin, yağ olarak çok kısa sürede üreticiye veriliyor. 0.7 asitli, yani 1 dereceden düşük yağ 2 milyondan satılırken, Haziran ayında tüm üreticiler yağlarını aktararak tortu bırakan has yağı asitten kurtarıyorlar. Tortu sabun yapımında değerlendiriliyor. 0 ile 1 asitli filtreden geçen yağa, “sızma” deniyor.

Yorum (2) »



kazdağları, kazdağları resimleri, fotoğrafları, çanakkale, küçük kuyu, altın arama çalışmları, siyanür, siyanürle, nerede, küçükkuyu, tatil, otel, deniz kenarı, ege denizi, dağ, ida dağı, afrodit, güzellik, sarıkız, efsaneler, ilginç, fotoğrafları, kazdağları fotoğrafları, kazdağı, siyanürle altın arama şirketi, çanakkale temiz hava, gezilecek yerler, görülecek yerler, doğa, kaz dağları ulaşım, kazdağları resimleri, en güzel, nasıl ulaşırım, nasıl gidilir, seyahat, tatil, kazdağları ida dağı ilyada