» Kazdağı nedir? » kazdağları, kaz dağı, dağları, kazdagi, kaz dagi, daglari, altın arama, resimleri, konumu, fotoğrafları, çanakkale, bayramiç, seyahat, tur, ida mountain

Sayfa : Kazdağı nedir?

Kazdağları kısa tanıtım

Çanakkale ilinin eko-turizm merkezi olan muhteşem doğasıyla Kazdağı (ida ) Çanakkale il merkezine yaklaşık olarak 90 Km uzaklıkta olup kapladığı alan ve çevresiyle oldukça geniş bir bölgeye yayılmıştır. Zengin bitki örtüsü, oksijeni çok bol havası, yemyeşil ormanları, insanı donduran akarsuları, zengin antik ve tarihi dokusuyla Kazdağı ekolojik bölgesi yalnız Çanakkale’nin değil aynı zamanda Türkiye’nin de en etkileyici doğal alanlarından birisi olarak kabul görür. Kazdağı, Çanakkale ile Balıkesir il sınırları içinde yer almakta olup, Ege bölgesiyle Marmara bölgesi arasında bir ayraç olar görev yapar. 1993 yılında çıkarılan yasayla Kazdağı’nın Edremit Körfezi’ne bakan yüzündeki 25 km2 lik bölge Milli Park ilan edilmiştir.Kazdağı su kaynakları açısından çok zengin bir bölge olup, Homeros tarafından ‘ Büyük pınarlı ida’ olarak adlandırılmıştır. Bunun en büyük göstergesi, Kazdağı (Kazdagi) Milli Parkı içersinde bulunan dokuz adet güçlü dere yatağının bulunmasıdır. Kazdağı’ndaki bu dereler yaz dönemlerinde serinlemek için çok ideal bir ortam oluşturan büvet adındaki havuzcuklarla muhteşem manzaralar ortaya çıkarmıştır. Kazdağı (ida)’nın önemi yalnız harikulade doğal güzellikleriyle sınırlı değildir, antik tarihi ve yunan mitolojisindeki yeri sayesinde Kazdağı tarihçilerin ve edebiyatçıların hep ilgi odağında kalmıştır.

[Kaz Dağı Edremit] Efsaneye göre dünya tarihindeki ilk güzellik yarışması Kazdağı ’nda (Kazdagi, ida) gerçekleştirilir. Kazdağı ’nda (Kazdagi, ida) yaşayan Truva Kralı Priamos’un oğlu Paris’in hakem olduğu yarışmada; Tanrıça Hera, Athena ve Afrodit en güzel seçilebilmek için Paris’e teklif ettikleri hediyelerle tarihteki ilk rüşvet olayını gerçekleştirmişlerdir. Dünya’nın en güzel kadını Helen ‘nin aşkını teklif eden Afrodit yarışmayı kazanmış, ama Paris ve Truva Şehri bu duruma sinirlenen Hera ve Athena’nın lanetini üzerine almıştır. Efsaneye göre Olympos’taki tanrılar, Truva Savaşı ’nı Kazdağı ’ndan (Kazdagi, ida) izlemişlerdir. Mitolojiye göre Zeus’ un deoğum yeri Kazdağı (Kazdagi, ida) olarak belirtilir.

Çevrede bulunan Truva (Troia), Assos, Antandros, Apollon Smintheon ören yerlerindeki süremekte olan kazı çalışmalarıyla Kazdağı’nın arkasındaki gizem perdesi yavaş yavaş kalkmaktadır.

Truva (Troia), Apollon Smintheon, Assos, Antandros gibi ören yerlerinde resmi kazıların devam etmesiyle, Kazdağı yöresinin geçmişi gün ışığına çıkmaktadır. Yakın döenm içinde başalayan Antandros antik yerleşimindeki kazılar Kazdağı ‘nın geçmişinin incelenmesine çok büyük katkıları olacaktır.

Kazdağı bölgesinde görülmesi gereken önemli yerler arasında Hanlar Mevkii, Ayı Deresi, Sutüven Şelalesi, Manastır Çayı Kanyonu, Şahindere Kanyonu, Mıhlı Çayı Vadisi, Tozlu Yaylası, Sarıkız Zirvesi sayılabilir. Çanakkale Bayramiç üzerinden gidilen Ayazma mesire yeri Kazdağı’nın eteklerinde bulunan muhteşem doğal güzelliklerden yalnızca biridir.

Yorum Yapılmamış »

Başka Kazdağı yok, Kazdağlarında hayat altından değerlidir

Altın madenleri için sondaj izni verilen 11 firma, Kaz Dağları’nı delik deşik ederek adeta köstebek yuvasına döndürdü.

Bölgede altın madeni aranmasına yöre halkı sert tepki gösterirken, maden yasasının iptali için imza kampanyası düzenlendi. Sosyal kuruluşlar Kazdağları Koruma Platformu adı altında bir dernek kurma çalışması başlattı. Türkiye’nin oksijen deposu Kaz Dağları’nda bazısı yabancı ortaklı 11 firma 37 noktada altın arıyor. Sadece bir firmaya 38 bin dönüm arazide sondaj izni verilmiş. Daha ön kazı aşamasında asırlık kayın ve çam ağaçları dozerlerle yıkıldı.

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesi Ahmet Kayası mevkiinde aranan ve çıkarılması planlanan altın madeninin ayrıştırılmasında kullanılacak siyanürün doğayı katledeceği ve Kazdağlarını bitireceği ileri sürülüyor.

Kazdağlarında altın madeni çıkartılmasına karşı çıkan belde halkı Küçükkuyu sokaklarına “Başka Kazdağı yok, Kazdağlarında hayat altından değerlidir” şeklinde yazıların bulunduğu çok sayıda pankartlar asarak duruma olan tepkilerini ortaya koydu.

Kazdağlarında altın madeni aranmasına müsaade etmeyeceklerini belirten Küçükkuyu Belediye Başkanı Doktor Yusuf Aksoy, yasal çerçevede maden aramayı engellemek için her türlü olanağı değerlendireceklerini söyledi.

Belediye başkanı Aksoy, “Bu tepkiyi göstermek çok doğal, bir insanın tepki göstermemesi bence anormal.. Yaklaşık bir buçuk ay önce bu olayla tanıştık. Gerçekten şoke olduk. Kazdağlarında altın aranması gerçekten çok abeste iştigal bir olaydır. Bırakınız rehbersiz bile gezemediğiniz Kazdağlarında gelip Kazdağını bir taraftan alıp diğer tarafa koyacak bir işleme izin vermek gerçekten büyük bir yanlıştı. Biz hemen demokratik kitle örgütleriyle birlikte tepkimizi koyduk. Küçükkuyulularla ve çevre köylülerle beraber ortak bir platform oluşturduk. Kazdağları çünkü bizim ciğerimiz oksijen kaynağımız. Sırtımızı biz onlara yaslamışız. Önümüzde barış denizi olan Ege denizi. Kazdağlarındaki yıllardır yetişmiş olan binlerce bitki türünü, endemik bitki türlerinin yok olmasına gönlümüz el vermiyordu. Bu çağrımıza tüm Türkiye’den destek geldi. Tüm çevre örgütleri, bu işe duyarlı odalar bu çağrımıza destek verdi. Bir insan olarak, bir hekim olarak, bir belediye başkanı olarak buna tepkili olmam gayet doğaldır. Ben diyorum ki yanlışın neresinden dönülürse kardır. Lütfen buna izin veren yetkililer burayı gelip görsünler. Burada ciğerlerine çekecekleri bir nefes oksijen sayesinde buna izin vermeyeceklerini düşünüyorum” dedi.

Küçükkuyu Belediye Başkanı Yusuf Aksoy, hemen karşı olmadıklarını bu olayın getirisini götürüsünü araştırdıklarının belirterek, “Araştırdığımız internet siteleri vasıtasıyla bilimsel verileri önümüze koyduk. Maddi manevi hiçbir getirisi olmayacağını belirledik. Çünkü bir hedefimizi çizmişiz. Biz turizm beldesi olmayı istiyoruz. Önce halkı bilinçlendirme çalışmaları yapıldı. Köylerde, kahvelerde halk bilgilendirme toplantıları yapıldı. Çok büyük destek gördük. 6 Ekim tarihinde bilim adamları gelerek halkı bilimsel yönden bilgilendirdiler.. Gördük ki halk bu konuda oldukça bilinçli ve özümsemiş durumda. Şimdi bu işe izin verecek olan bürokratları etkileme konumuna geldi. Bunanla ilgili dosyalarımızı hazırladık. Kazdağları yok olduğunda nelerin yok olacağını açık ve seçik ortaya koymayla çalıştık. İlgili bakanlıklara, müdürlüklere, Cumhurbaşkanına ve Başbakana bu dosyaları yolladık. Onların dikkatini çekmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Aksoy, yöre halkına çağrıda bulunarak, : “Bu olaya olan ilgilerinin alakalarının daha artarak devam etmesini diliyorum. Çünkü canlı kalması gerekiyor bu olayın. Belli bir günde hatırlanıp sonra unutulacak bir olay değil bu. Çünkü gerçekten karşımızda güçlü kuruluşlar var. Bu işi yapmak istiyorlar. Hiçbir siyasi görüş ve ranta dönmeden bozulmadan kalmasını istiyorum. Gerçekten dünyada ender yetişen bitki türlerini, ağaçları, doğanın yok olmadığını, hiç bsir sanayi tesisinin olmadığını tamamen doğanın kendisiyle baş başa olduğunu göreceksiniz. Kazdağlarının bir bölümü milli park ilan edilmiş biz istiyoruz ki Kazdağları nereden başlayıp nereden bitiyorsa tamamı milli park ilan edilsin. Madenciler maden yasasına dayanarak yapıyorlar bu işi. nihai hedefimiz maden yasasının değişerek Türkiye’nin çıkarlarını ve bölgesel çıkarlarımıza uygun bir maden yasası çıkmasıdır. Tüm eylemlerimiz demokratik çerçevede olacak. Eğer izin çıkarsa hukuk mücadelesine başlayacağız” şeklinde konuştu.

Kazdağlarında maden aranmasına karşı çıkan diğer belde halkının yüzde 99’unun karşı olduğunu belirten Ahmet Çelikkaya, istemediklerini bölgenin turizm açısından çok değerli bir yer olduğunu söyledi.

Küçükkuyu Kültür ve Turizm Derneği Başkanı >Medine Aksoy, Kazdağlarında altın madeni çıkartılmasının Küçükkuyu turizmini olumsuz yönde etkileyeceğini belirterek, “Zaten Küçükkuyu turizmde yeni bir isim yapmaya başlamıştı. Burada halkın büyük gelir kaynağı turizm, zeytincilik, bu bölgede sıcak su ve kaplıca turizmi var. Altın aranması ve siyanür çalışması hem sıcak su kaplıca sularına, hem yeni yapılan turistik tesislerin gerilemesi bu bölgeye bayağı zarar verir” dedi.

Kazdağı Koruma Platformu üyesi Hayri Bindağ ise bu inisiyatifin bir buçuk ay gibi bir sürede oluşturulduğunu ifade ederek, bölgenin bir Bergama gibi olmaması için sivil toplum kuruluşları ve halkın harekete geçtiğini söyledi. Bindağ, Kazdağlarının altının oyulmaması için halk, köylüyü bilinçlendirmeye çalıştıklarını bildirdi. Amaçlarının yer üstü zenginliklerinin altından daha değerli olduğu Kazdağlarında, dünyanın akciğeri olarak nitelendirdiği Kazdağlarının altın madeni yüzünden oyulmasına engel olmak istediklerini söyleyen Bindağ, Altın malinin çıkarılmasının sondajında dahi su yataklarının yerinden kayacağını öne sürerek, “Bitkiler, ağaçlar yıkılıyor. Daha sonrasında kayalardan altın bildiğimiz kadarıyla siyanür ile ayrılıyor. Siyanür çok zararlı bir kimyasal. Tek bayına siyanür değil diğer ağır metalleri harekete geçirdiği için bitkilere, su kaynaklarına karışacak ve Kazdağlarının ölümü demektir bu. Denize kadar siyanürlü su denize karışacak. Kazdağlarının üzerindeki endemik bitkiler, değerler, sular ve oksijen bütün dünyaya yeter” şeklinde konuştu.

Kazdağlarını Koruma Platformunun bir başka üyesi Süheyla Doğan, büyük bir imza kampanyası düzenlediklerini belirterek, çalışmalara çok yoğun bir şekilde devam ettiklerini, halkın kendilerine büyük destek olduğunu, herkesin daha duyarlı olması gerektiğini söyledi.

ÜLKELERİNDE İZİN YOK
Kendi ülkelerinde siyanürle altın çıkarması yasak olan firmalar “Maden bulduk” diye ruhsat alırlarsa, bölgede 300-400 bin ton siyanür kullanılacak. 100 bin ton siyanür havaya karışacak. Yörede buna karşı çevre hareketi hız kazanıyor

Yorum (1) »

Kazdağları’nın tarihçesi, genel bakış (ida dağı tarihi)

KAZDAĞI(İDA)‘NIN TARİHÇESİ

 

Efsaneler yurdu Anadolu’ nun özü çok derinlerde olan söylencelerinden sadece biridir “ida”. Troialı Priamos’ un torunlarından kalan bir efsanedir günümüze ulaşanlar… bugün bile dolu dolu yaşanır dillerde, gönüllerde. İnsan düşüncesinde, Tanrı her zaman yücedir! Yüksek yerlerde aranır. Bu nedenle Antik Çağ’ da büyük tanrıların hepsi dağ doruklarında ve yalçın kayalıklarda saygı görmüşlerdir. “Olympos” da başı dumanlarla kaplı “yüce dağ” anlamını taşır genelde. Anadolu’ nun aynı şekilde adlandırılmış çok sayıdaki dağlarından biri de, Troas Olympos’ u; ünlendiği adıyla İDA (KAZDAĞI) dır
İzmirli Şair Homeros’ un ölümsüz dizelerinde kaynak olan Troia’ nın (Hisarlık) 80 km. güneydoğusunda yeralan İda, 1767 m. lik rakımda bölgenin en önemli yükseltisi durumundadır. Destanlarda sık sık adı geçen Skamandros (Menderes Çayı), Aisepos (Gönen Çayı) ve Büyük İskender’ in Doğu’ nun egemeni Persler’ e ilk yenilgiyi verdiği yer olan Granikos (Biga Çayı), Homeros’ un deyişiyle hep “Bol pınarlı İda’ dan alır suyunu…” Gerçeklerle efsaneleri birleştirerek yaşamak en büyük özelliğidir, Anadolu insanının. Bugün de, aynı hava solunur. çam ağaçlarının gölgesi altında yapılan “İda GÜzellik Yarışmalarında”. Şimdileri bir kenara bırakıp “Yaşayan Efsane İda”ya dönelim yeniden.
Efsaneye göre Dağ, Çanakkale Boğazı’na adını veren Dardanos’un iki oğlundan biri olan Idaios’dan alır adını….
Bölgeye ana tanrıça Kybele Kültü’nü getiren de yine Idaios’tur.
İlk Doğu-Batı çekişmesi olan Troia Savaşları’yla başlar İda’nın hikayesi.
“Zeus iki atın çektiği arabasını, savaşları yakından gözlemek için İda’ya sürer.
Gelirler hayvanların anası bol kaynaklı İda’ya”
En büyük tanrının böyle yerini yurdunu bırakıp, ida’ya yerleşmesine neden, Troia Savaşları’nı yakından izlemek istemesidir, hiç kuşkusuz. Belli ki Troia Savaşları’nın önemidir bunun altında yatan. Ancak burada, Troia’da yaşanan korkunç çarpışmalar üzerinde değil; savaşların çıkmasındaki en belirgin etken üzerinde duralım: Mitolojiye göre Peleus’la Thetis’in tanrılar yurdu Olympos’ta kutlanan düğün töreni sırasında, kendisinin davet edilmeyişine sinirlenen Eris (Kötülük Tanrıçası), üzerinde “en güzel’e” yazılı bir altın elmayı atıverir ortaya; ardından da bir kavgadır başlar, “en güzel”lik iddiasındaki, tanrıçalar arasında. Olayın hakemliğini üstlenen Zeus, yaptığı ön eleme sonrasında, yarışmanın sonuçlandırılmasını İdalı Çoban Paris’e bırakır, nedense!
En güzel olduklarında iddialı olan üç tanrıça, Hera,Athenave Aphrodite, İdalı Çoban Paris’e giderler, Zeus’un hakem tayin ettiği. Çoban Paris, Troia Kralı Priamos’la Hakabe’nin küçük oğludur; aynı zamanda kardeşi, ünlü Hektor’un. Onu doğurmadan önce Kraliçe rüyasında kötü olaylar görür: Kendi karnından çıkan azgın bir alev, bütün Troia’yı sararak yakmaktadır. Önbilicilerin kötüye yorumladığı bu kâbus sonrasında doğan Paris, babası Priamos’un isteğiyle öldürülmek üzere ida’ya götürülür. Ama kıyamaz sarı saçlı Paris’e bakıcısı… O’nu İda’nın ıssız mağaralarından birine bırakır. Önceleri bir dişi ayı emzirir küçük Paris’i; daha sonra Çoban Agealos bulur O’nu ve kendi kulübesine götürür. İda’nın diğer çobanlarından daha güzel olmasıyla ayrılan Paris’e sürülere çok iyi baktığı için, “Aleksandros (Koruyucu)” adını takar arkadaşları.
Karşısında bulunca haberci tanrı Hermes’le birlikte üç güzeli Çoban Paris, şaşırır, donakalır. Sanki alın yazgısını bilirmişçesine, diğer tanrıçaların sunduğu dünya egemenliğini bir kenara iterek, elinde tuttuğu altın elmayı, uzatır kendine “ölümlülerin en güzeli, Spartalı Helen”i vaad eden tanrıça Aphrodite’ye. İlk güzellik yarışmasıdır, bu bilinen. Ve buna tanık olur bütün İda yaşayanları, su perilerinden orman cinlerine…
Seçici Çoban Paris’in verdiği kararda belki de, Aphrodite’nin önceden Troia’yla olan ilgisi de etkili olmuştur. Tanrıça, Troia krallık soyundan Assarakos’un oğlu yakışıklı Ankhises’i görür, birgün İda yamaçlarında sığırlarını otlatırken. Delikanlının güzelliğine kapılarak iner, İda’ya… Bir sarışın genç kız kılığıyla görünür Aphrodite Çoban Ankhises’e, onun gönlünü çalar; sevişmelerinin sonunda da, doğuracağı oğlanın Troialılara kral olacağını söyler. “Altın Elma”yı Aphrodite’ye vermesinde, Troia’yla olan yakınlığı kadar tanrıçanın güzel sarı saçları da etkilemiştir, Çoban Paris’i. Hellespontus’da Ege’ye boşalan Skamandros da en az İda kadar ün salar, Troas’ta… Bir gün İda’nın kuzey eteklerine yolu düşen Herakles, susuz kalır, yalvarır tanrılar babası Zeus’a susuzluğunu gidermesi için… Bulutları devşiren Tanrı da, bulunduğu yerde toprağı kazmasını bildirir Herakles’e. Herakles’in kazdığı kayalıklardan bir kaynak fışkırır, ardından da Skamandros (Xanthos- Kızılsu- Karamenderes) başlar kıvrımlar çizerek ovaya doğru akmaya… Kaynağı ile bugünkü döküldüğü yer arasındaki uzunluğu yaklaşık 140 km.yi bulan Skamandros’un suları, burada yıkanan kadınların saçlarını sarartırmış; güzellik katarmış güzelliklerine… Bütün Troas kızları zifaf gecesi öncesinde Skamandros’un kutsal sularında paklarlarmış bedenlerini. Tanrıça Aphrodite de bu sularda yıkanmış ve Çoban Paris’in önüne güzelliğini tamamlayıcı kızıl saçlarıyla çıkmış olmalıydı…
Strabon’un, gidip göremediği Herakles’in kazdığı yerle ilgili bazı anlatımlar vardır: “Akhileus ve Hektor arasında bir yarışma düzenlenir, dağın Kotylos Tepesi eteğinde. Her iki kahraman koşarak iki pınara ulaşırlar. Birinden sıcak su fışkırır ve üzerinden ateşten çıkıyormuşçasına bir duman tüter. Ötekinden ise, yaz gününde bile kar gibi soğuk bir su akar.” Bugün de iki su gözesi kaynar yerden ak köpüklerini kabarta kabarta… Yan yanadır bunlar, biri buz gibi soğuk, diğeri aksine sıcak. Zamanla bu iki kaynak Evciler-Ayazma civarında tek bir gözede toplanır. Yine soğuktur suları, Skamandros’un. Töresine bağlıdır Anadolu toprağı, bu toprağın insanları… Bugün yine, Hıdırellez sabahlarında Skamandros’a girilir, şifa ve güzellik umularak…
İda ile ilgili efsaneler saymakla bitmez: dağın en önemli doruklarından birinde geçer Sarıkız efsanesi Sarı Kız Türkmenler’in bir hac yeridir bugün. Özde Skamandros’a inen en esrarlı efsanesidir Sarı Kız, İda’nın; şimdi de yaşanılan…
Efsanenin çok sayıdaki anlatımlarından biri Yörükler’e, diğeri Türkmenler (Tahtacılar)’e aittir: İlk anlatıma göre: Dağ’ın güney eteğinde yerleşik ailelerden birinin bir kız çocuğu doğar. Sarı saçlı bu kız, çocukluğundan itibaren olağanüstü bir güzellik gösterir. “Sarıkız” adını takar arkadaşları; peşine düşer köy delikanlıları; yüz bulamayınca, “çobanla sevişiyor” diye iftira atarlar O’na. Bunun üzerine, kızı kıskanan ve köylerine uğursuzluk geleceğine inanan köylüler, babasından Onu Dağ’a bırakmasını isterler. Gönlü razı olmasa da, SArıkız’ın babası Onu Dağ’a bırakır gözleri yaşlı… Issız dağ başında yapayalnızken Sarıkız, kendine kazları arkadaş edinir. Sonunda ayrılığa dayanamayan ana-baba, Sarıkız’ı aramaya koyulur. Kolay bulamazlar izini, yardım isterler taşlardan, kuşlardan… Kavuşurlar sevgili kızlarına, giderirler özlemlerini, gerçekle düş arası… Kızları büyümüş, dost edinmiştir yabanıl hayvanları, söz geçirir olmuştur onlara. su ister kızından abdest almak için yaşlı babası. Sarıkız daldırır elindeki kepçeyi dağın doruğundan ak köpüklü ege’ye ve almasıyla birlikte suyu, yok olur birden… Sarıkız’ın ailesini yine hüzünlü bir bekleyiş kaplar. dolaşır dururlar dağları. Babası, “Sarıkız” diye bağırdıkça, yankılanır dağlar “Baba” diye… Bu yüzden adını Sarıkız’ın kazlarından alan Dağ’ın bir doruğuna “Sarıkız” diğerine “Baba” denilmiştir.
Efsanenin Trükmenler arasındaki anlatımı daha da ilginçtir: Sarıkız, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın kızıdır. Kan Kalesi’nin fethi sırasında, Kale burcundan bakan kral kızı gönül verir, Hz. Ali’ye. Bu sırada “-iki oğlumuz var; bir de güzel kızımız olsaydı” der eşi Hz Fatıma. Bunun üzerine Hz. Ali, “-istediğin kızı git, Kâbe’de bulursun” cevabını verir. İşte o an kendini kucağındaki kız çocuğu ile Kâbe’de bulur Hz. Fatıma. Onu yetiştirip bakması için dostu Selman-ı Pak (Farisi)’a emanet eder Hz. Ali. Selman-ı Pak kızı İda’ya getirir. burada büyütür gözlerden uzak… Büyüdüğünde çok güzel bir genç kız olan Sarıkız’a aşık olmaktan da kendini alamaz, Selman-ı Pak. Ancak Sarıkız genç ve güzel, kendisi ise oldukça yaşlıdır. Tanrıya yakarır, dualar eder, kendisine gençlik ve güzellik vermesi için. Sonunda Tanrı dileğini kabul eder, O’nu yakışıklı bir delikanlı haline dönüştürür. Ancak Selman-ı Pak Sarıkız’a tam kavuşacağı sırada birden kaybolur Sarıkız, Selman da eski yaşlı haline dönüverir. Bir başka anlatıma göre de, Selman sadece bir kez Sarıkız’la kucaklaşır , ardından da ikisi birden kaybolurlar.
İda’nın en önemli efsaneleri olan Çoban Paris ve Sarıkız mitosları benzer motif özellikleri yansıtmaktadır. Her ikisinde de ailenin başına bela getireceğine inanılan küçük çocuklar İda’ya bırakılır ve vahşi hayvanlar tarafından büyütülür. Her iki efsanenin de kahramanları doğanın verdiği üstün güzelliklere sahiptir. Bu güzellikler İda’ya bağlı olarak dile getirilir anlatımlarda. Tanrıça Aphrodite’nin Skamandros’ta yıkanıp saçlarını kızıllaştırması, Dağ’a bırakılan kızın sonradan “Sarıkız” adını alması yine benzer motiflerdir. İda’nın çevresindekilere ve bağrında yaşattıklarına güzellikler bağışlamasına bir başka efsanede de tanık olmaktayız: Troia Kralı Tros’un üç oğlundan biri olan Ganymed’in güzelliğine hiçbir diyecek yoktur. Onu, İda’nın yamaçlarında sürülerini otlatırken gören Zeus, güzelliği karşısında çaresiz kalır. Tanrılığına bakmadan giriverir bir ulu kartal biçimine, pençelerine alıp kaçırmak için Ganymed’i; Olympos’a tanrılar sofrasına şarap sunucusu yapar Troas’ın güzel delikanlısını.
İda, sadece ölümler ve tanrılara güzellik bağışlamakla da kalmaz. Yemyeşil çimenlerini tanrılara kokulu bir yatak olarak serer kutsal “Hieros-Gamos”da: Gargaros doruğunda yaşanır Zeus’la Hera’nın ilk kutsal evlilik törenleri, yasak aşkları sayılmazsa. Olayın Anadolu’da İda’nın Gargaros Tepesi’nde geçmiş olması bu vahşi doğa harikası beldenin önemini bir başka açıdan ortaya koymaktadır. Bugün de bir gizemli hava solunur yalçın kayalıklar üzerinde yükselen sisli doruklarında İda’nın… Sevgililer dolaşır elele, çam ağaçlarının koyu gölgelerinde. Aşklar doğar, yeşerir kır çiçeklerinin her açılışında, kekik kokan yamaçlarda…Asırlar sonra İda’nın efsanevi perdesi aralanır. 1974′te Çanakkale Kültür ve Turizm Derneği Başkanı H. Uluarslan’ın kişisel çabalarıyla ilk “İda Güzellik Yarışması” düzenlenir. İlginç bir rastlantı, yine mitoloji rüzgârları eser Evciler-Ayazma’da ve üç köylü güzeli yarışır. Yarışmalar tekrarlanır geçen yıllarda… Bunların 14.sü düzenlenir 15 Ağustos 1996′da. Güzeller sıralanır. fidan boylu. Efsaneye uygun olarak Çoban Paris seçer dünyanın “en güzel” kızını. Elindeki “altın elma”yı sunar. Ardından alıp götürür başı dumanlı İda’nın doruklarına.
Yarışmalar onca çabaya karşın henüz kurtulamamıştır yöresel olmaktan, bir türlü anlatılamamıştır doğal güzelliklerine dayalı yörenin tarihi ve turistik zenginlikleri… Bu nedenle “Kazdağı (İda) Güzellik Yarışması” nı özet de olsa; tanıtma amaç edinilmiştir yazımızda. Bayramiç, Çanakkale’ye 75 km.lik asfalt bir yolla bağlıdır. Buradan İda’ya ulaşabilmek için 25 km.lik bakımlı yolla Evciler’e, ardından da mitolojik olayların yaşandığı doğa harikası Ayazma’ya uzanılır. Hafta sonu tatiline gelen bir kaç yabancı dışında, bugüne kadar daha çok yerli halkın yararlandığı Ayazma orman-içi piknik ve dinlenme yeri, son zamanlarda canlılık kazanmıştır. Homeros’un dizelerine konu olan olayların geçtiği mekân, bugün aynı güzelliklerle karşımızda durmaktadır.
Karpuz çatlatan kaynaklar, kuşnameleriyle bütünleşen su sesleri, kent gürültüsünden uzak huzurlu bir ortam sunar ziyaretçilerine. 5m.lik şelalenin verdiği serinlik yaz sıcağını unuttururken, mutluluk yudumlanır şifalı kaynaklardan… Barındırdığı yabanıl hayvanlarla av mevsimlerinde heyecan yaşatır meraklılarına. (Bu bölge Yaban Hayatı Koruma Sahasına girmektedir ve avlanmak 12 ay yasaktır.)Ayazma sadece sunduğu bu tarihi doğal atmosferle yetinmez, nefis alabalıklarıyla da tatlandırır ziyaretçilerinin damaklarını. Bölgede yetiştirilen elma, erik ve şeftali gibi meyveler bir başka tat katar yabanıl güzelliklere. Ayazma’nın tek eksiği turizm yapılanmasının ve konaklama tesislerinin olmayışıdır. Özel araçlarla ve günübirlik gezilerle ziyaret edilebilir. Yörede konaklayabilecek yer bulanlar çok yakındaki Külcüler Ilıcası’na uğrayıp, şifalı çamur banyosundan ve çeşitli rahatsızlıklara iyi gelen kaplıcadan da yararlanabilirler. Bayramiç Belediyesi’nin “Kazdağı (İda) Güzellik Yarışması”nın daha canlı hale getirilmesi ve yörenin turizm etkinliklerinin arttırılması konusunda yaptığı girişimler, kayda değer çalışmalardır.
Türkmenler başta olmak üzere bir çok kişi tarafından ziyaret edilen Sarıkız Tepesinin yörede ayrı bir yeri ve önemi vardır. Türkmenlere göre Sarıkız kutludur. Onu ziyaret edenlere “nefes evladı” denir. Özellikle 18-25 Ağustos tarihleri arasında Sarıkız’ı ziyaret edenler, dua ederek günahlarından bağışlanırlar. Bir yerde bu tören kutsal hac anlamına gelir onlar için. Baba Tepesi’ndeki “Ebi zemzem” suyundan içilir; Sarıkız, Cılbak Baba ve 40 Evliyalar Hayırları yapılır, yatan-oturan namazları kılınır; ancak yine de tam bilinmez Sarıkız törenlerinde neler yapıldığı…
İda’nın güzellikleri anlatmakla bitmez, o’nu Ağustos’un yakar sıcağında yaşamak gerekir, ulu çam ağaçlarının serinliğinde…
(Kaynak1: Prof. Dr. Cevat Başaran)
(Kaynak2: www.evciler.com

Yorum (3) »

Kazdağları, Tanrıların dağı, mitolojide Ida dağı

Kazdağı:Tanrıların dağı

Mitolojide adı İDA olarak bilinen Kazdağları; tarihi, kültürel, ekonomik ve ekolojik değerleri nedeniyle, yeryüzünün çok önemli yaşam kaynaklarının başında geliyor.

Homeros İlyada’sında İda Dağı’dan (Kazdağı) ‘Bol pınarlı vahşi hayvanlar anası’ diye sözeder. Dünyanın ilk güzellik yarışması burada yapıldı. Afrodit, Paris’e burada aşık oldu.

Kazdağlarının bilinen tarihi MÖ 2000 yıllarında başlar. Bu tarihlerde Thebe şehri, Lyrnessos şehri, Khrysa şehri, Killa Şehri, Anderia şehri, Antandros şehri, Adramytteion şehri, Astrya şehri, Gargara şehri gibi şehirler kurulmuş bunlardan bir çoğuda Truva savaşları sırasında yok edilmişlerdir.

BOL PINARLI VAHŞİ HAYVANLAR ANASI
Kazdağı’nın her yerinden kaynaklar çıkmaktadır. 1500 mt rakımda dahi yaz kış suyu olan kaynaklar mevcuttur. Edremit, Akçay ve Altınoluk’un buz gibi soğuk ve bol içme ve kullanma suyu Kazdağı’nın eriyen kar sularıdır. Kazdağları’ndan gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince Altınoluk Şahinderesi boğazı civarı oksijen çadırı şeklinde ifade edilmektedir. Dünyanın oksijen bolluğu yönünden ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilmiştir.

EFSANELER DAĞI
İda Dağı (Kazdağı), dünyada mitoloji ve efsaneler dağı olarak bilmektedir. Kazdağlarındaki üç efsaneden biri Yunan efsanesi (İlyada) diğerleri Sarıkız ve Hasan ile Emine’ nin aşk öyküler olan iki Türk efsanesidir.Yunan Mitolojisinde Paris’in Altın Elmayı Afrodit’e vermesi sonucu, dünyada ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bu güzellik yarışması getirdiği sonuçları itibarıyla, tarihte meşhur Troia savaşlarının çıkmasına neden olmuştur.

Kazdağı, Biga yarımadasının en yüksek kütlesidir. Kazdağı’nın üzerine yerleşmiş, kuzey-güney istikametine uzanan derin vadi ve kanyonları, flora ve fauna açısından zengin bir potansiyel arzetmekte, özellikle de bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik ana kaynak değerini oluşturmaktadır.

Hayvan Türleri:
Ayı, Karaca, Yaban Kedisi, Su Samuru, Sincap,Yarasa, Kirpi, Tavşan, Porsuk, sansar, Tilki, Yaban Domuzu, Kartal, Doğan, Atmaca,Şahin, Keklik, Tahtalı, Çulluk ve Balık cinsleri, Alabalık ve sazan türleri bulunmaktadır.

Bitki Örtüsü:
Üst tabakada 600-700 rakımlar arasında Kızılçam hakimdir. Üst rakımlarda Karaçam, Kayın, Göknar asli ağaç türleridir. Kestane Meşe, Kızılağaç, Çınar ağaçları bulunmaktadır. Alt tabakada Sistus(Laden), Erika, Karaçalı, Böğürtlen, Sarmaşık bitkileri ile Kekik, Adaçayı, Sumak gibi tıbbi bitkiler

”KAZDAĞI’NIN ÖZELLİKLERİ”
* Dünyanın 2. oksijen cenneti.
* 3 milyon dönüm ormanı var.
* 43 endemik (yalnız bu yöreye ait) bitki türü var. Kazdağı göknarı ile dünyada meşhur.
* Yeşil altın (zeytin) cenneti-12 milyon zeytin ağacı var.
* Önemli bir turizm- ekoturizm bölgesi. Ayrıca kaplıcaları ile sağlık turizmi bölgesi
* Antik dönem yerleşimlerinden pek çok antik kent var.Truva, Antandros, Gargara…
* Önemli bir su kaynağı.
* Değişik kültürlere ev sahipliği yapıyor: Türkmen, Yörük, Midilli göçmeni…

Yorum Yapılmamış »

Kazdağı Beldesinde Tatil

Kuzey Ege’nin yemyeşil beldesi Kazdağı’nı ve Küçükkuyu Sahilini dolaşacağız. Küçük otellerin sıralandığı dağlar, denizle ve doğayla içiçe oksijen dolu bir tatil vaadediyor.

Kuzey Ege’de Assos’un yakınındaki Kazdağı, son yılların gözde tatil beldelerinden. Yeşilyurt Köyü ve Küçükkuyu bu bölgenin turizm merkezleri.

Kazdağı’na İstanbul yönünden gelecekler, feribotla Bandırma’ya gelip, Balıkesir yolundan buraya ulaşabiliyor. Diğer bir alternatif ise Çanakkale üzerinden gelmek.

Sahile inen yollar biraz virajlı olduğu için dikkat etmek gerekiyor.

Kazdağı’nın mitolojik adı İda Dağı. Dünyanın ilk güzellik yarışmasının burada yapıldığı Kazdağı ile ilgili anlatılan efsaneler arasında.

Muhteşem doğası ile bu bölge yürüyüş yapmak ve yeşille içiçe olmak isteyenlere birçok imkan sunuyor.

Kazdağı’nın eteklerindeki Yeşilyurt Köyü taş evleriyle tam bir Ege kasabası havasında ve şimdi bu evlerin bazıları butik otel olarak hizmet veriyor.

Yeşilyurt ya da diğer adı ile Büyük Çetmi’nin merkezinde ve çevresinde birçok butik otel var. Bu oteller doğal ortamda tatil yapmak isteyenlere hizmet veriyor. Zaten başta tepedeki Öngen Otel olmak üzere çoğu tesis, yeni bir tatil anlayışının örnekleri. “Sürdürülebilir turizm” ya da kısa olarak soft turizm olarak nitelendirilen tarzla, geleneksel turizm anlayışının o bölgeye verdiği zararın en aza indirilmesi hedefleniyor. Yemekler, yöresel doğal ürünlerle yapılıyor, çevre korunuyor.

Fakat bu yerler doğallık içinde de olsa, son derece konforlu tesisler. Bu yüzden Yeşilyurt bölgesindeki bu otellerde kısa bile olsa tatil yapmanın maliyeti oldukça yüksek.

Yeşilliğin içine kurulmuş Çetmi Han, Kazdağı’nın en eskilerinden. Sahibi Fahir Bey aynı zamanda şair. Zaten bu bölge birçok sanatçı ve yazarın tatil için tercih ettiği bir yer.

Kazdağı çevrede sanayi olmaması ve esintinin çok olması sayesinde Türkiye’nin en temiz havalı yerlerinden biri konumunda. Bol oksijenden mi yoksa göz alabildiğine yeşilden mi bilinmez ama burada saatler biraz yavaş çalışıyor sanki.

Yeşilyurt’un en yeni otellerinden biri de Bam Teli Yol Konağı ve Şarapevi. 9 ay önce açılan otelin 3 odası var. Sadece yemek için gelenlere de hizmet veriyor. Dünyanın birçok yerinden gelen şaraplar burada bulunabiliyor. Fakat bölgede üzüm yetişmediği için, yerel şarap bulunmuyor. Zaten bununla ilgili uyarıyı kapıya bile asmışlar.

Yukardaki köyden gelip, Yeşilyurt’a yerleşen Teslime Hanım, oteli evi gibi benimsemiş. Yufkalı hellim peyniri yemeden gitmeyin diyor.

Yeşilyurt bölgesinin tepesindeki Öngen Country Otel, Erguvanlı Ev, Manici Kasrı da bölgenin diğer otellerinden bazıları.

Küçükkuyu sahilinde ise, hem deniz kenarında olup hem de her bütçeye uygun konaklama imkanları var. Buradaki oteller, pansiyonlar ve kamp alanlarında, her yaştan turiste rastlamak mümkün.

Küçükkuyu’daki upuzun plajlardan denize girilebiliyor. Su pırıl pırıl, ama sahil taşlı olduğu için iskeleyi tercih edenler çok.

Kazdağı civarında konaklayanlar, denize girmek için çoğunlukla Küçükkuyu sahilini tercih ediyor. Burada otellerin kendi plajları, daha çok bir beach club havasında hizmet veriyor.

Küçükkuyu sahili de bölgedeki diğer plajlar gibi taşlı. Fakat sahil mavi bayraklı.

Kısacası denizi, güneşi, doğası, şifalı otları ve tertemiz havası ile Kazdağı çevresi, sağlık dolu bir tatil vaadediyor. Biz de şimdi bu bölgeye tepeden bir kez daha bakmak üzere, yukarılara doğru çıkıyoruz. İsteyenler için çevrede Adatepe, Assos, Tahtakuşlar Çamlıbel Köyü, Altınoluk gibi yörelerde konaklamak ve gezmek mümkün.

ULAŞIM

BANDIRMA-KAZDAĞI 200 KM

* BALIKESİR YA DA ÇANAKKALE ÜZERİNDEN GİDİLİYOR

ÇANAKKALE-KAZDAĞI 90 KM

* EZİNE AYVACIK ÜZERİNDEN GİDİLİYOR

Yorum Yapılmamış »



kazdağları, kazdağları resimleri, fotoğrafları, çanakkale, küçük kuyu, altın arama çalışmları, siyanür, siyanürle, nerede, küçükkuyu, tatil, otel, deniz kenarı, ege denizi, dağ, ida dağı, afrodit, güzellik, sarıkız, efsaneler, ilginç, fotoğrafları, kazdağları fotoğrafları, kazdağı, siyanürle altın arama şirketi, çanakkale temiz hava, gezilecek yerler, görülecek yerler, doğa, kaz dağları ulaşım, kazdağları resimleri, en güzel, nasıl ulaşırım, nasıl gidilir, seyahat, tatil, kazdağları ida dağı ilyada