» Kategorilenmemiş » kazdağları, kaz dağı, dağları, kazdagi, kaz dagi, daglari, altın arama, resimleri, konumu, fotoğrafları, çanakkale, bayramiç, seyahat, tur, ida mountain

Sayfa : Kategorilenmemiş

Troya ( troia ) neresidir?

Karadeniz ve Ege arasinda kalan Marmara Denizi ile Çanakkale Bogazi ve Edremit körfezi arasinda kalan üçgenin antik çaglardaki adi TROAD veya TROAS olarak kabul edilir. Truva (Troia), Troas bölgesinde sayilari yüzlerle ifade edilen, birçogu halen gün yüzüne çikarilamamis antik yerlesimlerin en bilineni ve en önemlisidir.

M.Ö. 3000 senelerine dayanan yaklasik 5000 senelik tarihiyle Truva ( Troia , Troya) antik dönemlerden günümüze kadar varligini koruyan, en önemli sehirlerden biridir. 1998 yilindan beri Truva ( Troia , Troya) UNESCO tarafindan Dünya Kültür Miraslari arasinda gösterilmektedir.

M.Ö. 2500 – 2000 arasinda kurulan Truva II, döneminin en gelismis uygarlik merkezi olmus ve bir yanginla son bulmustur. Saldirilar sonucunda olusan büyük yanginlar, Truva (Troia , Troya) da kurulan farkli dönemlere ait yerlesimlerin genelde sonunu hazirlamistir.

Arkeologlarin yaptigi uzun süreli çalismalar neticesinde Truva Antik Kentinin 4 farkli mimari katmanin üzerinde 9 yerlesimin olustugu kabul görmektedir. Truva (Troia) kentinin katmanlari asagidaki gibi siniflandirilmaktadir.

Truva I ( Troia , Troya) (M.Ö. 3000 – 2500) **** Truva II ( Troia , Troya) (M.Ö. 2500 – 2200) **** Truva III ( Troia , Troya) (M.Ö. 2200 – 2050 ) **** Truva IV (Troia , Troya) ( M.Ö. 2052 – 1900 ) **** Truva V (Troia , Troya) (M.Ö. 1900 – 1800 ) **** Truva VI (Troia , Troya) (M.Ö. 1800 -1300) **** Truva VI A (Troia , Troya) (M.Ö. 1300 – 1260 ) **** Truva VII B1 (Troia , Troya) ( M.Ö. 1260 – 1190) **** Troy VII B 2 (Troia , Troya) (M.Ö. 1190 – 1100) **** Troy VIII (Troia , Troya) ( M.Ö. 700 – 350 ) **** Troy IX ( Troia , Troya) ( M.Ö. 350 – M.S. 400 )

[Truva (Troia)] Truva ( Troia , Troya) bölgesindeki kazilar kendi içinde bir tarihi barindirir. 1870 -1890 yillari arasinda Heinrich Schliemann, Frank Calvert in yardimlariyla ilk kazilari gerçeklestirmistir. Bu kazilar bilimsel uygunluktan uzak üstünkörü tekniklerle gerçeklestirilmistir. Maalesef Heinrich Schliemann araliklarla süren kazilari sürecinde, meshur Truva Hazinelerinin bir bölümünü beraberinde Berlin’e kaçirmistir. Bu hazineler Berlin’in Ruslar tarafindan istilasinda el degistirmis, su an Moskova da Pushkin Müzesinde gerçek sahibini beklemektedir. Hazinelerin diger bölümü istanbul Arkeoloji Müzesinde, Troya adli bölümde sergilenmektedir. Bu hazinelerin bugün Kral Priamos devrinden en az 1000 yil öncesine, yani Hisarliktaki II. Yerlesmeye ( Truva II) ait oldugu tahmin edilmektedir. Wilhelm Dörpfeld Truva (Troia, Troya) daki ilk sistematik kazilarin ve ilk ölçekli planin sahibidir.

[Truva atı] Wilhelm Dörpfeld Truva ( Troy, Troia, Truva) antik sehrinde gerçeklestirdigi kazilar sonucunda, Truva VI döneminin Homer’in meshur ilyada destanindaki efsanevi Truva Savasina ev sahipligi yaptigini iddia etmistir. Truva da kazi çalismari gerçeklestirmis diger ünlü arkeolog Carl W. Blegen ise, Truva savasinin Truva VI A dönemine ait oldugunu iddia etmektedir. Efsanevi Truva Savasi’nin sonunda çikan büyük yanginin sonucunda yine bir dönem daha kapanmistir.M.Ö 700 yillarinda Yunanistan’dan gelen göçmenlerlerle Truva antik sehri tekrar güçlenmeye baslamis ve Ilion adiyla M.S 5. yüzyila degin önemini sürdürmüstür. M.S. 330 yilinda istanbul’un basken kabul edilmesinin ardindan Truva (Troia) antik kenti önemini yavas yavas kaybetmeye baslamistir.

Truva denince herkesin aklina tabiki meshur efsanevi Truva Savasi gelir. Truva ( Troia , Troya) ‘ nin bu büyük ününün diger bir sebebi de Dünya Edebiyatinin yapi taslarindan biri olan Homer in meshur ‘ ilyada ve odisse’ ( iliada and odyssey ) destanidir. ‘Ilyada ve odisse’ ( iliada and odyssey ) destaninda anlatilan efsanevi Truva Savasi, yüzyillar boyunca okuyucularin ilgisini çekmis ve büyük yanki uyandirmistir.

Yorum Yapılmamış »

BU sefer de Kaz Dağları’nda suçüstü yakalandı o üçlü

Siyasetçi, bürokrat, avantacı işadamı…

Siz kalkın altında altın var diye yeryüzünün ikinci oksijen deposu, Almanların “yeryüzündeki cennet” diye adlandırdıkları, Homeros’un İlyada’sının tahtı Kaz Dağları’nın çamlarını kesin, kayalarını patlatın, içini oyun.

Bu kadar mı olur acımasızlık?

*

Enerji Bakanı, Kaz Dağları’nı savunanları, dış güçlere alet olmakla ve “ajanlıkla” suçladı.

Oysa aynı saatlerde müsteşar yardımcıları dahil otuz bürokratını, “rüşvetle müteahhitlere çıkar sağlamaktan” polis evlerinden topluyordu.

İnsan dönüp kendi haline bakar.

*

Listeye baktım; Kaz Dağları’nı altında altın var diye oyan şirketlerden birisi tanıdık:

Başbakan bana “çek git” dediğinde, o şirketin gazetesinde Fethullahçı yazarlar bana “Evet, defol git” diye yazılar yazmışlardı.

Şimdi anlıyorum…

Kaz Dağları’nın altındaki altınları almak için elbette sesi çıkmayan, sahipsiz bir Türkiye lazım onlara.

*

Gelen haberlere göre; sonunda Çanakkale ve Balıkesir’in çevrecileri ayaklandılar. Bu cennet ülkeyi ağacıyla, suyuyla, kuşuyla, dağıyla seven iyi insanlar yollara düştüler.

Hepimizin yüreği onlarla birliktedir.

Kimi çevreci örgütler Ankara’dan, İstanbul’dan, İzmir’den yola koyulup o iyi insanlara yardıma gitmeye hazırlanıyorlar.

Bakanların, bürokratların, valilerin, izin belgelerinin altında imzası olan profesörlerin, para uğruna Kaz Dağları gibi bir “yeryüzü cennetinin” altını kazan holdinglerin yakasına yapışmalı ellerimiz.

*

Günahtır…

Hiçbir el; Kaz Dağları’na kazma vuran, balta sallayan el kadar kirli, yurt düşmanı ve günahkár olamaz…

O kirli ve günahkár eller; çalmadık-yağmalanmadık orman, koy, yeşil alan, göl, sulak, yayla, ova bırakmadı, bilirsiniz.

Sıra Kaz Dağları’na geldi, öyle mi?..

İzin vermemeliyiz.

Sınır boylarında bir kayalık dağ için canını veren gençlerimizin hatırı için…

Çocuklarımız için…

Bekir COŞKUN  bcoskun@hurriyet.com.tr

Yorum (6) »

İsteyene Afrika’da, isteyene Kaz Dağları’nda sürüş deneyimi

Alman otomotiv devi Volkswagen markasının ülkemizdeki temsilcisi olan ve Türkiye çapında 58 yetkili satış noktasıyla müşteri memnuniyeti odaklı olarak faaliyet gösteren Doğuş Otomotiv’e bağlı Volkswagen Binek Araç, ’Driving Experince’ organizasyonuyla müşterilerini G.Afrika, Çin, Tibet ve Moğolistan gibi birçok farklı bölgeye götürerek Touareg’le deneme sürüşü yaptırmaya başladı.

Macera dolu 1 haftalık programın uçak dahil fiyatı 3 bin 500 euro. Yoğun ilgi gören Doğuş, bu turları yurtiçinde Kaz Dağları ve Kapadokya’da da yapmaya hazırlanıyor.

4 GÜNDE 1250 KİLOMETRE

VW, Touareg’in özel test sürüşü aktivitesini geçtiğimiz günlerde önce Güney Afrika’da Cape Town ile Ümit Burnu arasında yer alan çok özel bir rotada gerçekleştirdi. VW AG’nin çok özel müşterileri için tüm dünyada farklı coğrafyalarda gerçekleştirdiği “Volkswagen Driving Experience”ın Güney Afrika ayağında 4 günde 1250 km’den fazla yol kat edilirken, VW Touareg’in farklı iklim ve zorlu yol şartlarındaki üstün ve dayanıklı performansı test edildi. Almanya’daki VW merkeziyle birlikte yürütülen bu turlarda, VW Touareg’in performansı ve dayanıklılığı farklı aktivite zincirleriyle gözler önüne seriliyor. 20 kişilik ekiplerle çıkılan bu turlarda, müşterilere sadece VW Touareg’le zorlu yol şartlarında sürüş fırsatı tanınmıyor. ’Volkswagen Driving Experince’ organizasyonunda macera ve keşif duygusu da yaşatılıyor.

VW Binek Araç Genel Müdürü Vedat Uygun, Güney Afrika’da düzenlenen “Volkswagen Driving Experince” organizasyonun aslında VW AG’nin özel müşteri grupları için gerçekleştirdiği bir aktivite olduğuna dikkat çekerek, “VW AG, İzlanda’dan Bostwana’nın vahşi topraklarına, Çin’den A.B.D’ye hatta Tibet’e kadar birçok farklı coğrafyada gerçekleşen bu aktiviteler zinciri, VW Touareg’in üstün performans ve dayanıklılık yapısının macera ruhu ve kaliteli yaşam anlayışıyla birlikte sunulması amacı taşıyor. Hatta bu rotalar arasında Mühih’ten başlayıp İstanbul’da biten bir aktivite ayağı bile mevcut. Biz ise ülkemizde bu yıl farklı noktalarda mevcut ve potansiyel VW Touareg müşterileri için kendi aktivitelerimizi gerçekleştirmeye başlayacağız. Böylece VW Touareg’in yeteneklerini daha iyi sergilerken aynı anda keşif ve kaliteli yaşam duygusunu bir arada yaşatacağımız “Volkswagen Driving Experience organizasyonumuz ile müşterilerimizin gönüllerini bir kez daha fethedeceğiz” açıklamasını yaptı.

TÜRKİYE’DE 250 EURO

Doğuş Otomotiv, ’Volkswagen Driving Experince’a olan yoğun ilgiyi görünce aynı organizasyonu şimdi Türkiye’de düzenlemeye karar verdi. VW Binek Araç Genel Müdürü Vedat Uygun, araziye çıkmaya vakit bulamayan yoğun iş temposuna sahip VW Touareg sahiplerini, özel turlarla Türkiye’nin farklı bölgelerinde ağırlayacaklarını söyledi. Uygun, Mart ayında başlayacak ’Volkswagen Driving Experince’ ile müşterilerin VW Toureg’lerin arazi performansını daha yakından tanıyacaklarını belirterek, şunları kaydetti: “Türkiye’de 1.750 kişi Touareg sahibi. Tüm müşterilerimize organizasyonla ilgili elektronik posta gönderiliyor. Volkswagen Driving Experince’da yurtdışındaki turların aksine müşterilerimiz kendi araçlarını kullanacak. 20 kişilik ekipler halinde Kaz Dağları, Kapadokya gibi yerlere gidilecek. Burada organizasyona katılanlara özel eğitim verilecek ve zorlu arazi şartlarında test sürüşü gerçekleştirilecek. 5 yıldızlı otellerde konaklamaların yapılacağı bu turlar, genelikle haftasonu olacak. Fiyat ise kişi başına günlük 250 euro. Tabii VW Touareg sahibi olanların arkadaşları da bu serüvene katılıp, aracın performansına şahit olabilecek.”

Yorum Yapılmamış »

Başka Kazdağı yok, Kazdağlarında hayat altından değerlidir

Altın madenleri için sondaj izni verilen 11 firma, Kaz Dağları’nı delik deşik ederek adeta köstebek yuvasına döndürdü.

Bölgede altın madeni aranmasına yöre halkı sert tepki gösterirken, maden yasasının iptali için imza kampanyası düzenlendi. Sosyal kuruluşlar Kazdağları Koruma Platformu adı altında bir dernek kurma çalışması başlattı. Türkiye’nin oksijen deposu Kaz Dağları’nda bazısı yabancı ortaklı 11 firma 37 noktada altın arıyor. Sadece bir firmaya 38 bin dönüm arazide sondaj izni verilmiş. Daha ön kazı aşamasında asırlık kayın ve çam ağaçları dozerlerle yıkıldı.

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesi Ahmet Kayası mevkiinde aranan ve çıkarılması planlanan altın madeninin ayrıştırılmasında kullanılacak siyanürün doğayı katledeceği ve Kazdağlarını bitireceği ileri sürülüyor.

Kazdağlarında altın madeni çıkartılmasına karşı çıkan belde halkı Küçükkuyu sokaklarına “Başka Kazdağı yok, Kazdağlarında hayat altından değerlidir” şeklinde yazıların bulunduğu çok sayıda pankartlar asarak duruma olan tepkilerini ortaya koydu.

Kazdağlarında altın madeni aranmasına müsaade etmeyeceklerini belirten Küçükkuyu Belediye Başkanı Doktor Yusuf Aksoy, yasal çerçevede maden aramayı engellemek için her türlü olanağı değerlendireceklerini söyledi.

Belediye başkanı Aksoy, “Bu tepkiyi göstermek çok doğal, bir insanın tepki göstermemesi bence anormal.. Yaklaşık bir buçuk ay önce bu olayla tanıştık. Gerçekten şoke olduk. Kazdağlarında altın aranması gerçekten çok abeste iştigal bir olaydır. Bırakınız rehbersiz bile gezemediğiniz Kazdağlarında gelip Kazdağını bir taraftan alıp diğer tarafa koyacak bir işleme izin vermek gerçekten büyük bir yanlıştı. Biz hemen demokratik kitle örgütleriyle birlikte tepkimizi koyduk. Küçükkuyulularla ve çevre köylülerle beraber ortak bir platform oluşturduk. Kazdağları çünkü bizim ciğerimiz oksijen kaynağımız. Sırtımızı biz onlara yaslamışız. Önümüzde barış denizi olan Ege denizi. Kazdağlarındaki yıllardır yetişmiş olan binlerce bitki türünü, endemik bitki türlerinin yok olmasına gönlümüz el vermiyordu. Bu çağrımıza tüm Türkiye’den destek geldi. Tüm çevre örgütleri, bu işe duyarlı odalar bu çağrımıza destek verdi. Bir insan olarak, bir hekim olarak, bir belediye başkanı olarak buna tepkili olmam gayet doğaldır. Ben diyorum ki yanlışın neresinden dönülürse kardır. Lütfen buna izin veren yetkililer burayı gelip görsünler. Burada ciğerlerine çekecekleri bir nefes oksijen sayesinde buna izin vermeyeceklerini düşünüyorum” dedi.

Küçükkuyu Belediye Başkanı Yusuf Aksoy, hemen karşı olmadıklarını bu olayın getirisini götürüsünü araştırdıklarının belirterek, “Araştırdığımız internet siteleri vasıtasıyla bilimsel verileri önümüze koyduk. Maddi manevi hiçbir getirisi olmayacağını belirledik. Çünkü bir hedefimizi çizmişiz. Biz turizm beldesi olmayı istiyoruz. Önce halkı bilinçlendirme çalışmaları yapıldı. Köylerde, kahvelerde halk bilgilendirme toplantıları yapıldı. Çok büyük destek gördük. 6 Ekim tarihinde bilim adamları gelerek halkı bilimsel yönden bilgilendirdiler.. Gördük ki halk bu konuda oldukça bilinçli ve özümsemiş durumda. Şimdi bu işe izin verecek olan bürokratları etkileme konumuna geldi. Bunanla ilgili dosyalarımızı hazırladık. Kazdağları yok olduğunda nelerin yok olacağını açık ve seçik ortaya koymayla çalıştık. İlgili bakanlıklara, müdürlüklere, Cumhurbaşkanına ve Başbakana bu dosyaları yolladık. Onların dikkatini çekmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Aksoy, yöre halkına çağrıda bulunarak, : “Bu olaya olan ilgilerinin alakalarının daha artarak devam etmesini diliyorum. Çünkü canlı kalması gerekiyor bu olayın. Belli bir günde hatırlanıp sonra unutulacak bir olay değil bu. Çünkü gerçekten karşımızda güçlü kuruluşlar var. Bu işi yapmak istiyorlar. Hiçbir siyasi görüş ve ranta dönmeden bozulmadan kalmasını istiyorum. Gerçekten dünyada ender yetişen bitki türlerini, ağaçları, doğanın yok olmadığını, hiç bsir sanayi tesisinin olmadığını tamamen doğanın kendisiyle baş başa olduğunu göreceksiniz. Kazdağlarının bir bölümü milli park ilan edilmiş biz istiyoruz ki Kazdağları nereden başlayıp nereden bitiyorsa tamamı milli park ilan edilsin. Madenciler maden yasasına dayanarak yapıyorlar bu işi. nihai hedefimiz maden yasasının değişerek Türkiye’nin çıkarlarını ve bölgesel çıkarlarımıza uygun bir maden yasası çıkmasıdır. Tüm eylemlerimiz demokratik çerçevede olacak. Eğer izin çıkarsa hukuk mücadelesine başlayacağız” şeklinde konuştu.

Kazdağlarında maden aranmasına karşı çıkan diğer belde halkının yüzde 99’unun karşı olduğunu belirten Ahmet Çelikkaya, istemediklerini bölgenin turizm açısından çok değerli bir yer olduğunu söyledi.

Küçükkuyu Kültür ve Turizm Derneği Başkanı >Medine Aksoy, Kazdağlarında altın madeni çıkartılmasının Küçükkuyu turizmini olumsuz yönde etkileyeceğini belirterek, “Zaten Küçükkuyu turizmde yeni bir isim yapmaya başlamıştı. Burada halkın büyük gelir kaynağı turizm, zeytincilik, bu bölgede sıcak su ve kaplıca turizmi var. Altın aranması ve siyanür çalışması hem sıcak su kaplıca sularına, hem yeni yapılan turistik tesislerin gerilemesi bu bölgeye bayağı zarar verir” dedi.

Kazdağı Koruma Platformu üyesi Hayri Bindağ ise bu inisiyatifin bir buçuk ay gibi bir sürede oluşturulduğunu ifade ederek, bölgenin bir Bergama gibi olmaması için sivil toplum kuruluşları ve halkın harekete geçtiğini söyledi. Bindağ, Kazdağlarının altının oyulmaması için halk, köylüyü bilinçlendirmeye çalıştıklarını bildirdi. Amaçlarının yer üstü zenginliklerinin altından daha değerli olduğu Kazdağlarında, dünyanın akciğeri olarak nitelendirdiği Kazdağlarının altın madeni yüzünden oyulmasına engel olmak istediklerini söyleyen Bindağ, Altın malinin çıkarılmasının sondajında dahi su yataklarının yerinden kayacağını öne sürerek, “Bitkiler, ağaçlar yıkılıyor. Daha sonrasında kayalardan altın bildiğimiz kadarıyla siyanür ile ayrılıyor. Siyanür çok zararlı bir kimyasal. Tek bayına siyanür değil diğer ağır metalleri harekete geçirdiği için bitkilere, su kaynaklarına karışacak ve Kazdağlarının ölümü demektir bu. Denize kadar siyanürlü su denize karışacak. Kazdağlarının üzerindeki endemik bitkiler, değerler, sular ve oksijen bütün dünyaya yeter” şeklinde konuştu.

Kazdağlarını Koruma Platformunun bir başka üyesi Süheyla Doğan, büyük bir imza kampanyası düzenlediklerini belirterek, çalışmalara çok yoğun bir şekilde devam ettiklerini, halkın kendilerine büyük destek olduğunu, herkesin daha duyarlı olması gerektiğini söyledi.

ÜLKELERİNDE İZİN YOK
Kendi ülkelerinde siyanürle altın çıkarması yasak olan firmalar “Maden bulduk” diye ruhsat alırlarsa, bölgede 300-400 bin ton siyanür kullanılacak. 100 bin ton siyanür havaya karışacak. Yörede buna karşı çevre hareketi hız kazanıyor

Yorum (1) »

Lassa Competus Keşif Konvoyu 2006 kazdağlarında

Lassa maceracılarının yeni rotası Kazdağları

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan Lassa Competus Keşif Konvoyu’nun 2006 rotası belli oldu. Maceracılar, bu yıl Kuzey Ege’de Kazdağları’nın el değmemiş doğal güzelliklerini keşfedecekler.

İSTANBUL - Lassa’nın 4×4 lastiği Competus’un artık geleneksel olan Keşif Konvoyu için geri sayımı başladı. Maceracıların bu yılki rotası binlerce yıldır Türkmenlere ev sahipliği yapmış olan, dünyaca ünlü bir tarih ve doğal güzellik cenneti sayılan Kuzey Ege.

Yorum Yapılmamış »



kazdağları, kazdağları resimleri, fotoğrafları, çanakkale, küçük kuyu, altın arama çalışmları, siyanür, siyanürle, nerede, küçükkuyu, tatil, otel, deniz kenarı, ege denizi, dağ, ida dağı, afrodit, güzellik, sarıkız, efsaneler, ilginç, fotoğrafları, kazdağları fotoğrafları, kazdağı, siyanürle altın arama şirketi, çanakkale temiz hava, gezilecek yerler, görülecek yerler, doğa, kaz dağları ulaşım, kazdağları resimleri, en güzel, nasıl ulaşırım, nasıl gidilir, seyahat, tatil, kazdağları ida dağı ilyada