» 2007 » Aralık » kazdağları, kaz dağları, altın arama, resimleri, fotoğrafları, çanakkale, bayramiç, seyahat, tur, ida mountain

Sayfa : Aralık, 2007

Çanakkale Kazdağları altın arama mitingi

Değerli arkadaşlar;
Hepinizin de bildiği gibi bugün Çanakkale’deydik. Hem de aynı anda iki yerde -ve her yerde- birden…
Kolin Otel’de düzenlenen panelin sabahki oturumunda başlayan hareketliliğimiz, öğlen saatinde Cumhuriyet Meydanı’ndaki kitlesel basın açıklamasıyla bir üst boyuta sıçradı ve öğleden sonraki oturumla sürdü.
Sabah oturumundaki Altın Madencileri Derneği Başkanı Ümit Akdur’un, “Ankara Bildirgesi” ile bu “bildirge”nin gazetelerde yayımlanan paralı ilan biçimindeki versiyonunu tekrar eden suçlayıcı konuşmasına karşı söz hakkı istemimizle başlayan müdahalemiz, paneli altıncıların paneli olmaktan çıkarıp bir anda bizim panelimiz haline getirdi. Enerji Bakanı’nın da bulunduğu oturumdaki bu tutumumuz, Bakan’ın konuşması sırasında da sürdü. Bakan’a bizleri suçlayıcı açıklamalarını hatırlattık. Bakan konuşmasında, kimseyi ajanlıkla, dış güçlerden destek almakla suçlamadığını, bunu reddeden açıklamalarının gazetelerde yer almadığını söyledi. Israrımız üzerine, “burada tekzip ediyorum” dedi. Bakan’ın konuşması sırasında Maden Yasası konusuna değinen sözcümüz, yasanın gelişimini ve sakat yanlarını bulunduğu yerden anlattı. Bakan “Maden Yasası”yla ilgili olarak da konuyu inceleteceğini, gerekirse yasanın değiştirilebileceğini söyledi.
Toplantıya öğle arası verildiğinde grubumuzun bir kısmı otelde kalırken önemli bir kısmı meydandaki basın açıklamasına katılmak üzere otelden ayrıldı. Meydandaki basın açıklamasını, katılan arkadaşlar anlatacaklardır. Ben bu sırada otelde olanlardan kısaca söz etmek isterim. Genel olarak madenciler, özel olarak da altın madencileri, birer ikişer, gözlerine kestirdikleri kimselere enformasyon yaptılar. Onlar da yasadan şikayetçiler ama, tam tersi anlamda. Madenciliğin daha da kolaylaştırılmasını istiyorlar.
Altın madencilerini moralleri bozuk gördük. Hemen hemen Türkiye’deki altıncıların ekseriyeti Çanakkale’deydi. Koza’nın Gn. Md. Yrd. Hayri Öğüt, Cominco Gn. Md. Sabri Karahan -Karahan, kendi yandaşı konuşmacılara birkaç çanak soru da sordu;- Altın Madencileri Derneği, vakıfları vs… Kozacılar Bergama’dan adam da getirmişlerdi.
Öğleden sonraki oturumda söz alan Kazdağı grubumuzdan Mehmet Bey (Öngen) oldukça iyi bir konuşma yaptı. Konuyu bizim açımızdan iki gün önceki grup toplantısında saptadığımız esaslar dahilinde ele aldı. Sorular kısmında da etkili olduk.Bir ara ben Kanal 17′deki Sitare Şahin’in sunduğu “Doğal Yaşam” programına katılarak hem paneli, hem grubumuzu, hem kazdağlarını -mitolojiden tarihe, tarih’ten edebiyata- anlattım.
Sonuçta; belki deplasmandaydık arkadaşlar. Üzülerek söylemeliyim ki, Çanakkaleli arkadaşlarımız basın açıklamasından sonra panele katılabilirlerdi. Panelde öğleden sonra çok daha güçlü olabilirdik. Ancak hep söylediğim sözü bir kez daha burada söylemek isterim: Türkiye’nin her yeri bizim. Küçükkuyu da bizim, Çanakkale de. Artvin de bizim, Eşme de. Türkiye’nin her santimetrekaresi bizim ve Türkiye’nin neresinden olursak olalım her santimetre karesini savunma hakkı ve sorumluluğuna sahibiz.
Burada Çanakkaleli arkadaşları iki nedenle eleştiriyorum.
Birincisi, Hicri Bey çekilmişti ama, ÇEP panele izleyici olarak katılıp bizi yalnız bırakmamayı seçebilirdi. Biz onları alanda yalnız bırakmadık, üstelik, arkadaşlarımız anlatacaklardır, onları ev sahibi oldukları basın açıklamalarına belli bir düzen bile verdik. Bu, misafirin ev sahibinin önüne düşmesine benzetilebilir.
İkincisi, 24.10.2007 tarihli basın açıklamasında yer alan şu talihsiz sözler nedeniyle: “Ayrıca son günlerde Kazdağlarının güneyinde Bahçedere köyünde yerli olduğunu iddia eden çok güçsüz, göstermelik bir maden şirketi üzerinde koparılan fırtına asıl Kazdağlarının doruklarında sondaj çalışmalarını sürdüren çok sayıda şirketin kamufile edilmesini amaçlamaktadır.Kazdağlarını kuzey ve güney diye ikiye bölüp güneyini madencilikten arındırıp , kuzeyinde maden çıkarmak gayretleri dikkatimizden kaçmamaktadır.Bu amaçla bölgede oluşan olumlu hava “ böl yönet “ mantığı ile bozulmaya çalışmaktadır.Körfezin duyarlı halkı asıl kirliliğin Kazdağlarının kuzeyinden geleceğini bilmektedir. Bu nedenle bu oyuna gelmeyecektir.”
Arkadaşlar; buna benzer bir çözümlemeyi, Sn. Ertuğrul Barka’nın bir sorusu üzerine yazdığım kısa notta kaz-tavuk metaforu üzerinden ben de yapmış, tehlikeye dikkat çekmiş, ayrıntılandırmayı sonraya bıraktığımı belirtmiştim. Tehlikeye dikkat çekmek, olasılıklardan söz etmek başka bir şey, bu tehlike ve olasılıkları kamuya açıklayarak bir grupla -burada bizlerle- suçlayıcı bir biçimde ilişkilendirmek başka bir şeydir. Çanakkaleli arkadaşlar, yukarda altını çizdiğim ibarelerde bizleri töhmet altında bırakıcı bir anlatım tutturmayı da başarmışlardır.
Bizlerin de farkında olduğumuz bu tehlikeyi, bizlerle ilişkilendirecek ifadelerle bir basın açıklamasının içine koymak en hafif deyimle “dost” ile “düşman”ı birbirine karıştırmaktır.
Bunlar ve daha başka şeyler, Çanakkaleli arkadaşlarla ilerde uzun uzun tartışmamız gereken konulardır. Bunları ihmal etmemeliyiz.
Diğer arkadaşların izlenimlerini aktarmaları da çok yerinde olacaktır.
Selamlar.
Mecit Ünal
mecitunal@superonline.com

Yorum Yapılmamış »

Kaz Dağları altın arama mitingi Çanakkale - 2

Kazdağını Korumakta kararlı dostlar merhaba,

Bugün harika bir gündü ::-)
Tüm organize eksikliklerimize rağmen koruma isteklilik ve heyecan
Çanakkaleye gidişi,panelin yapıldığı Kolin otelin ve mitinge dönüşen basın açıklamasını
belirlemede çok etkili oldu!

Kazdağının her yerinden; ÇAn,Bayramiç,Edremit,Mehmetalan,Burhaniye,Ayvalık,
Altınoluk,Küçükkuyu,Bahçedere,Adatepebaşı,Çetmibaşı,Ayvacık,Muratlar ve Çanakkale merkezden
pek çok insan bugün Kazdağına sahipsiz olmadığını,maden yasası değişmeden kampanyanın bitmeyeceğini her fırsatta haykırdı.

Polisin sempatik (!) engelleme girişimlerine rağmen en sonunda önüne “Kazdağı Koruma Girişimi” yazılı pankartın asılı olduğu otobüsümüzle Otele giriş yaptık.
Hemen arkamızdan Bergama Köyülüleri yarı çıplak gelerek Enerji bakanını protesto ederek Kazdağı kampanyasına destek verip genelde Maden yasasına tepki verdiler.

Salonda Koza altın madeni şirketinin sabıkalı genel müdürü ve “turuncu adamları” diğer pek çok maden şirketi elemanları ile yerlerini almışlardı.
Tansiyon yüksekti.

Adatepebaşı,Bahçedere Köyü Muhtarları köylerinin üretimi ürünlerden bir sepet hediye ederek bölgemizin zengin ürünleri altın madenciliğine kurban edilmesin mesajı verdiler.

Panelin açılış konuşmasında ilk tepkileri dayanamayarak vermeye başladık.
Ve söz istedik!
Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Tuncer tam bir KAzdağı korumacı konuşması yaparak
“Ajanlık,dış kaynaklılık” suçlamasını sordu
Bakan Güler konuşması esnasında Ajan yada dışkaynaklılıkla ilgili açıklama yapmadığını
böyle bir ifadesi olmadığını bunu yazan Radikale tekzip gönderdiğini söyledi.
Salondan gelen baskı ve sorularla laf arasında “kanunu değiştirmekten” bahsetti.
Daha sonra bu konuda milletvekillerinden tasarı önerisi beklediğini söyledi.

LAf arasında kendisine çıkış yolları arasada salondaki mevcut Maden yasasının değişmesinde ısrar etti.
Bire bir görüşmelerde ise Hilmi Güler KAzdağındaki bu sahiplenmenin çok saygın,düzeyli ve yeterli bir baskı oluşturduğunu söyleyerek kanunda düzenleme yaacaklarını tekrar söylemiş.

Öğlen arası ile beraber diğer gruplarla buluşmak üzere Cumhuriyet Meydanına geçtik.
Meydana giren ilk grup biz olduk.Daha sonra Oktay Konyar kolaylaştırıcılığında efsane Bergamalılar,
Ve sonra herkes geldi!!!
Bir yandan bakanın açıklamaları diğer yandan turuncu adamların blokajı birlikte bir eylem üretmeyi dahada eğlenceli kıldı.
Halaylar çektik,bol bol marşlar,sloganlar attık,basın açıklamalarımızı yaparak tekrara Panel salonuna döndük.
Bugün Çanakkelenin hiç bir alanı maden şirketlerine ve politikalarına teslim edilmedi.

Kazdağına Sadakat yolculuğu ile gelen STK temsilcileri ve gazetecilerde aramıza katıldılar.

Özetle arkadaşlar şu saate kadar iletişim grubuna hiç bir bilgi düşmediğine göre demekki şu an Kazdağının heryerinde kutlamalar devam ediyor.

Yarın Sarıkıza çıkıp Kazdağının büyüsünü fark etmelerini istiyoruz.
Sondaj alanını ziyaret edip Bahçedere Köyündede sohbet etme programı var.

Akşamda İmece Evinde sohbetler devam edecek.

Umarım bugünkü etkinliklere katılamayanlara biraz bilgi aktarmışımdır.

Hiç duraklamadan “yasa” insan ve doğa dostu haline gelene kadar çalışmalara devam

Sevgilerimle ::-)
İsmail Yenigün

Yorum (1) »

Bergama-Ovacık madeni kapasite arttırım ve depolama tesisi pojesi ÇED bilgilendirme toplantısı


BERGAMA-OVACIK MADENİ KAPASİTE ARTIRIMI VE DEPOLAMA TESİSİ PROJESİ ÇED BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, 04. 05.2007 tarihinde,Ovacık Düğün salonunda “Ovacık Altın Madeni Kapasite Artırımı ve Depolama Tesisi Projesi” için ÇED Yönetmeliğinin ilgili maddesi uyarınca “halkı bilgilendirme” (!) toplantısı yapıldı. “Kazdağı’nı Koruma Girişimi Grubu” da Bergama’lıların mücadelesine destek olmak, ve Kazdağı’nı bekleyen tehlikeleri yerinde görmek amacıyla bu toplantıya katıldı. İlgili yönetmelik hükümlerince oluşturulmuş Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ..kurumların temsilcilerinden oluşan bir heyet huzurunda yapılan toplantıda, ÇED raporunu hazırlayan SRK Danışmanlık adlı firma, projeyi sundu. Oldukça teknik bir dil ile halkın anlamasının pek de mümkün olmadığı sunumda, İşletmenin geçmiş süreci ile ilgili olarak madenin önce Eurogold adlı firma tarafından işletildiği, daha sonra Normandy firmasına devredildiği, madeni halen işletmekte olan Koza Madencilik adlı firmanın ise 2006 yılında madeni devraldığı anlatıldı. Koza Madencilik firmasının halihazırda Balıkesir-Havran, Gümüşhane, Eskişehir-Kaymaz bölgelerinde faaliyet gösterdiği belirtildi. Şu anda tesisin cevher işleme kapasitesinin 300.000 ton/yıl olduğu, yeni proje ile kapasitenin 1.000.000 ton/yıl ‘a çıkartılacağı, elde edilecek altın miktarının 12gr/ton olarak hesaplandığı, yeni projede, mevcut ADT (atık depolama tankı)’nın 3.m. daha yükseltilecği, bunun ihtiyacı karşılamaması nedeniyle yeni bir atık depolama tankı gerektiği, bu amaçla da şu andaki açık ocak maden çukurunun ADT olarak kullanılacağı belirtildi. Başka bir ifadeyle Ovacık’da iki ayrı ADT olacağı söylendi. Bütün bu süreçte çevreye hiçbir tehlikeli atığın verilmeyeceği (!), pasa (işlemler sonrası ortaya çıkan atık toprak) sahalarının rehabilite edileceği, tüm işlemlerin ilgili yönetmeliklere uygun olarak yürütüldüğü beyan edildi.

SRK Danışmanlığın yaptığı sunumdan sonra firma yetkilisine “Artık Ovacık’ta çıkartılacak altın madeninin tükenmekte olduğu, bu nedenle bu kapasite artırımına neden ihtiyaç duyulduğu” sorulduğunda, danışmanlık firması, kendilerinin bu konuda bilgilerinin olmadığı, kendilerine Koza Madencilik tarafından böyle bir kapasite artırımı talebi iletildiği, o nedenle sorunun muhatabının Koza Madencilik olduğu söylendi. Şu anda Balıkesir –Havran(Küçükdere)’daki madende cevherin işlenmesine izin verilmediği için cevherin kamyonlarla Ovacık tesisine geldiği ve Gümüşhane’den de gemilerle Dikili limanı üzerinden cevherin taşındığı biliniyor. Firmanın kapasite artırım talebinin hem Balıkesir ve Gümüşhane hem de Kazdağı, Kozak gibi yeni alanlardan çıkartılacak cevheri işlemek üzere genişletilmek istendiği anlaşılıyor.

Bergama avukatlarından Senih Özay, EGE Çevre ve Kültür Platformu sözcüsü avukat Arif Ali Cangı, Bergama Çevre Platformu’ndan Erol Engel, Ege Bölgesi Kimya Mühendisleri Odası Şube Başkanı Ertuğrul Barka, İzmir Tabip Odası Başkanı….., Ege Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim üyesi…., eski belediye başkanı Sefa TAŞKIN söz alarak, Ovacık’da maden bitmesine rağmen bu projeye- kapasite artırımına karşı olduklarını, başka yerlerden getirilecek cevherlerinde burada işleneceğinin anlaşıldığını, böylece Bergama-Ovacık’ın tamamen gözden çıkartıldığını, siyanür liçi yöntemi nedeniyle, Bergama’da kanser vakalarının arttığın,ı daha çok yakında yeni vakalar olduğunu ve kadınların göğüsleinin alındığını, böyle giderse Ovacık’in zehir yatağı haline geleceğini, Ege Üniversitesi Kimya Bölümü tarafından yaptırılan tahlillerde içme suyunda izin verilen limitlerin 25 katı tehlikeli atık saptandığını, bunun halktan saklandığını, siyanür liçi yöntemi ile işletmenin siyanürün ağır metalleri çözmesi sonucu oldukça zehirli bir madde olan “arsen” açığa çıktığını ve arsen’in yer altı sularına karışarak hayatimizi tehdit ettiğini anlattılar ve kapasite artırımına karşı olduklarını söylediler. Kapasite artırımına karşı çıkan konuşmalar yapılırken maden firması temsilcilerinin salonun arkasına yerleştirdikleri madende çalıştıkları anlaşılan bir grup insanı sürekli kışkırttı, bu kişiler konuşmacılara sürekli sataşarak, hakaret ederek, yuhalayarak müdahalesi sonucu salonda oldukça gergin bir hava oluştu. KOZA Maden Firması Genel Müdür Yardımcısı Hayri ÖĞÜT’ün kışkırtıcı bir konuşma yapması üzerine de, firma yetkilisinin bu konuşmasının ÇED yönetmeliği gereğince suç teşkil ettiği belirtilerek bu durumun tutanaklara geçmesi istendi. Madende çalışan teknik eleman ve bazı köylüler de söz alarak madenin çok iyi çalıştığını söylediler ancak saldırgan ifadeleri ve oldukça saygısız konuşmaları ile ortamın daha da gerilmesine neden oldular. Firma mühendislerden biri, Arif Ali Cangı’nın yaptığı konuşmada, “mücadelemize hukuki ve meşru yollardan devam edeceğiz” sözlerini bile anlamayarak, meşru sözcüğünü gayrimeşru ile karıştıracak kadar bir aymazlıkla sözlü saldırıda bulundu ve Koza Madencilik aleyhine yalnız iki gazetenin sürekli yazdığını, Evrensel Gazetesinin de zaten PKK’lı olduğunu söyledi. Genç mühendisin bu sözleri büyük tepkilere yol açtı ve bu söylenenlerin suç teşkil edeceği belirtilerek tutanaklara geçmesi istendi. Gerginleşen ortam üzerine Çevre ve Orman İl Müdürü mikrofondan katılımcıları sükunete davet etti. Arif Ali Cangı, madende çalışanların bu toplantıda bu tür hakaret ve müdahalelerinin çok yanlış olduğunu, madenciler gittiğinde birbirimizin yüzüne bakacağını, birbirimize ihtiyacımız olacağını, projeye karşı çıkanların madende çalışanlarla bir derdi olmadığını belirtti.

EGEÇEP adına yapılan açıklamada: “Ovacık Altın Madeni kapasite artırımı ile Bergama-Ovacık gözden çıkarılıyor, hukukun üstünlüğü ilkesi ile alay ediliyor. Bergana Altın Madeni ile ilgili tartışmanın 1997 yılında bitmesi gerekliydi. Danıştay 6. Dairesinin 1997 yılında verdiği bozma kararı ve İzmir 1. İdare mahkemesinin 1997/636-877 sayılı kararında “….doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liç yöntemi ile altınmadeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki dava konusu işlemde kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır…” gerekçesiyle maden işletilmesine izin veren Çevre Bakanlığı’nın işleminin iptaline…” karar verilmiştir. Hukuk Devleti dinamitlenmiştir. 1997 yılında işletme kapatılmalı ve eski haline getirilmeliydi. Ancak öyle olmadı, Her eferinde mahkeme kararlarının arkasından dolanıldı, olmadı Bakanlar Kurulu kararı çıkartıldı, bu kararın da iptal edilmesi üzerine ABD Büyükelçisinin ricası ile imar planları düzenlendi ve işletmenin açılması sağlandı. İmar planları da mahkemece iptal edildi, bu kez imar planı olmadan maden-kimya işletmesine açılma ruhsatı verildi. AİHM’den üç ayrı başvuruda, “adil yargılama hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkı ihlalinden üç ayrı ihlal kararı çıktı, sırada şimdi yeni başvurular var. AİHM gereğince ödenen tazminatlar da devletin cebinden çıkıyor, firmanın değil.

Katkısı lan herkesin sorumluluğu vardır. Yaşananlar, Bergama Altın Madeni sürecinde artık sıradanlaşan ancak bizleri ziyadesiyle üzen ve dehşete düşüren “Yargı Kararlarını Etkisizleştirme Operasyonu” dur. Bu toplantı da bunun bir parçasıdır. Şimdiye kadar olduğu gibi, yaşam savunucularının oluşturduğu EGEÇEP sunulan projeye karşdır. Bu toplantı da hukuka aykırıdır, bu nedenle hertürlü yasal ve meşru yola başvuracağız.” denildi.

Kazdağı’nı Koruma Girişimi Grubundan Süheyla DOĞAN’ da söz alarak, bir sömürge yasası olan Maden yasası kapsamında, yerüstü zenginlikleri yeraltından daha değerli olan Kazdağı’nda maden çıkartılmasını istemediklerini, bu nedenle büyük olasılıkla Kazdağı’ndan da getirilecek cevher nedeniyle, bu proje ile kapasite artırımına gidilmesine karşı olduklarını belirtti.

Yorum (3) »

Kazdağları’nda çektiğim güzel arkaplan fotoğrafları (doğa resimleri Kaz dağları, ida dağı)

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Ayazma pikni yeri, Kazdağlar’ı şelalenin önü fotoğrafı

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Kazdağları manzara fotoğrafı, arkaplan resmi, çam ağaçları, güzel manzara fotoğrafları, resimleri,  doğal fotoğfraf, doğa fotoğrafları

Yorum (1) »

Kazdağları, Tanrıların dağı, mitolojide Ida dağı

Kazdağı:Tanrıların dağı

Mitolojide adı İDA olarak bilinen Kazdağları; tarihi, kültürel, ekonomik ve ekolojik değerleri nedeniyle, yeryüzünün çok önemli yaşam kaynaklarının başında geliyor.

Homeros İlyada’sında İda Dağı’dan (Kazdağı) ‘Bol pınarlı vahşi hayvanlar anası’ diye sözeder. Dünyanın ilk güzellik yarışması burada yapıldı. Afrodit, Paris’e burada aşık oldu.

Kazdağlarının bilinen tarihi MÖ 2000 yıllarında başlar. Bu tarihlerde Thebe şehri, Lyrnessos şehri, Khrysa şehri, Killa Şehri, Anderia şehri, Antandros şehri, Adramytteion şehri, Astrya şehri, Gargara şehri gibi şehirler kurulmuş bunlardan bir çoğuda Truva savaşları sırasında yok edilmişlerdir.

BOL PINARLI VAHŞİ HAYVANLAR ANASI
Kazdağı’nın her yerinden kaynaklar çıkmaktadır. 1500 mt rakımda dahi yaz kış suyu olan kaynaklar mevcuttur. Edremit, Akçay ve Altınoluk’un buz gibi soğuk ve bol içme ve kullanma suyu Kazdağı’nın eriyen kar sularıdır. Kazdağları’ndan gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince Altınoluk Şahinderesi boğazı civarı oksijen çadırı şeklinde ifade edilmektedir. Dünyanın oksijen bolluğu yönünden ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilmiştir.

EFSANELER DAĞI
İda Dağı (Kazdağı), dünyada mitoloji ve efsaneler dağı olarak bilmektedir. Kazdağlarındaki üç efsaneden biri Yunan efsanesi (İlyada) diğerleri Sarıkız ve Hasan ile Emine’ nin aşk öyküler olan iki Türk efsanesidir.Yunan Mitolojisinde Paris’in Altın Elmayı Afrodit’e vermesi sonucu, dünyada ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bu güzellik yarışması getirdiği sonuçları itibarıyla, tarihte meşhur Troia savaşlarının çıkmasına neden olmuştur.

Kazdağı, Biga yarımadasının en yüksek kütlesidir. Kazdağı’nın üzerine yerleşmiş, kuzey-güney istikametine uzanan derin vadi ve kanyonları, flora ve fauna açısından zengin bir potansiyel arzetmekte, özellikle de bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik ana kaynak değerini oluşturmaktadır.

Hayvan Türleri:
Ayı, Karaca, Yaban Kedisi, Su Samuru, Sincap,Yarasa, Kirpi, Tavşan, Porsuk, sansar, Tilki, Yaban Domuzu, Kartal, Doğan, Atmaca,Şahin, Keklik, Tahtalı, Çulluk ve Balık cinsleri, Alabalık ve sazan türleri bulunmaktadır.

Bitki Örtüsü:
Üst tabakada 600-700 rakımlar arasında Kızılçam hakimdir. Üst rakımlarda Karaçam, Kayın, Göknar asli ağaç türleridir. Kestane Meşe, Kızılağaç, Çınar ağaçları bulunmaktadır. Alt tabakada Sistus(Laden), Erika, Karaçalı, Böğürtlen, Sarmaşık bitkileri ile Kekik, Adaçayı, Sumak gibi tıbbi bitkiler

”KAZDAĞI’NIN ÖZELLİKLERİ”
* Dünyanın 2. oksijen cenneti.
* 3 milyon dönüm ormanı var.
* 43 endemik (yalnız bu yöreye ait) bitki türü var. Kazdağı göknarı ile dünyada meşhur.
* Yeşil altın (zeytin) cenneti-12 milyon zeytin ağacı var.
* Önemli bir turizm- ekoturizm bölgesi. Ayrıca kaplıcaları ile sağlık turizmi bölgesi
* Antik dönem yerleşimlerinden pek çok antik kent var.Truva, Antandros, Gargara…
* Önemli bir su kaynağı.
* Değişik kültürlere ev sahipliği yapıyor: Türkmen, Yörük, Midilli göçmeni…

Yorum Yapılmamış »

Kaz Dağı Koruma Girişimi Platformu tarafından ”Kaz Dağı ve Maden” konulu panel

‘Kaz Dağı’nın üstü altından daha değerli!’
Kaz Dağı’nda çok sayıda yeni oluşum, firmaların işletme ruhsatı alarak siyanürle altın aramalarını engellemek için harekete geçti. Bergamalı köylülerin 15 yıllık mücadelesi bu harekete örnek olacak…

STANBUL - Bergamalı köylüler, Ovacık’taki maden ocağının tamamen kapatılması için akıllarına gelen her türlü eyleme başvurmuş, eylemlerini Türkiye’ye, davalarını AİHM’ne taşımışlardı. Bergamalı köylülerin avukatı Senih Özay, “Türkiye’de siyanürle altın arama konusunda asıl dosya Bergama dosyasıdır” diyerek, Kaz Dağı ve Havran’a örnek teşkil edeceği için Bergama’nın unutulmaması gerektiğini söyledi. Kazdağı’nı Koruma Girişimi sözcüsü Süheyla Doğan ve Çanakkale Çevre Platformu Sözcüsü Hicri Nalbant, Kazdağları’nı ne gibi tehlikelerin beklediğini ve mücadele süreçlerini NTVMSNBC’ye değerlendirdi.

Kaz Dağı’nı Koruma Girişimi sözcüsü Süheyla Doğan, Kaz Dağın’daki son durumu ve duydukları kaygıyı şu sözlerle özetliyor:

“Kazdağında şimdiden ağaçlar kesilmeye, yollar açılmaya, sondaj delikleri ile dağ delik deşik edilmeye başlandı. Ekolojik denge bozuluyor. Yaptığımız incelemede, bu ay ve Kasım ayında yeni bir sürü alanın - 3 bin civarında alan- maden-altın aramasına açılacağını öğrendik. Türkiye’de aranmadık yer kalmayacak gibi görünüyor. Maden çıkartılmaya başladığında ve işletmeye açıldığında neler olacağı şimdiden belli”.

“Kaz Dağı’nın üstü altından daha değerli!” diyen girişimin sözcüsü Doğan, Kaz Dağı’nda yaşanan süreçle ilgili şu bilgileri verdi:

Kazdağı; Tanrıların dağı

Süheyla Doğan (Kazdağı’nı Koruma Girişimi sözcüsü)

FİRMA VE RUHSAT SAYISI BELLİ DEĞİL
“Biz bu süreçte, Bahçedere dışında, Kaz Dağı’nın kuzey tarafında da bir sürü alanda maden-altın arandığını öğrendik. Bahçedere tek değildi….Çan’da, Bayramiç’de, Çanakkale’de arama çalışmaları sürdürülüyordu. Arama faaliyetlerini sürdüren firmalar: TEC COMINCO, TÜPRAG, Stratex, Fronteer, Ariana Global Madencilik A.Ş,Kanada’lı AMDL (Anadolu Madenlerini Geliştirme Limited), Mediterranean Resources, Valhalla Resources, Silvermet Inc. ve Aldridge Minerals, Eldoradogold. En önde, dört sahayı Teck Cominco ile birlikte geliştiren Fronteer geliyor. Ağı Dağı nerede ise işletmeye hazır. Kirazlı, Dede Dağı, TV Kulesi ve Halilağa da hazırlanıyor. Ariana ve Eurasian da kollarını sıvadı. Firma sayısını ve ruhsat sayısını net olarak bilemiyoruz. Enerji Bakanlığı- Maden işleri Genel Müdürlüğü net bir açıklama yapmıyor, Bakanlığa bu konuda Çanakkale Çevre Platformu tarafından açıklama isteyen bir dilekçe hazırlandı ve imzaya açıldı.”

KAPASİTE ARTIRMA NEDENİ TİCARİ SIR!
“Bergama sürecinde yer alan bilim insanları ve hukukçulardan sürekli bilgi alıyoruz ve deneyimlerinden yararlanıyoruz. İki hafta önce, KKGG olarak Bergama’da ‘Bergama-Ovacık Madeni Kapasite Artırımı ve Depolama Tesisi Projesi ÇED Bilgilendirme Toplantısı’ na katıldık. O toplantıda Bergama’nın işleme kapasitesinin ve atık havuzlarının kapasitesinin 3 katına (300 bin ton olan işletme kapasitesinin 1 milyon ton’a) çıkartılmak istendiğini gördük. Bergama’daki mevcut cevher bitmek üzere. Kapasite artırımının nedenlerini firma ticari sır diyerek açıklamadı.”

MADEN YASASI’NIN ACİLEN İPTAL EDİLMESİNİ İSTİYORUZ
“Bizler, yürürlükteki Maden Yasası’nın tam bir sömürge yasası olması ve doğa, insan ve ülke çıkarlarına ve anayasaya aykırı olması nedeniyle bu yasa kapsamında maden aranması, işletilmesine karşıyız. Öncelikle, Kazdağı ve ülkemizin Bergama, Gümüşhane, Tunceli, Uşak, Eskişehir, Artvin’deki arama ve işletme ruhsatlarının iptal edilmesini ve yeni ruhsat verilmemesini ve yasanın acilen iptal edilmesini istiyoruz.”

“MADEN YASASINA HAYIR” MİTİNGİ
“Enerji Bakanı 27 Ekim’de bir panel için Çanakkaleye geliyor. Kendisine taleplerimizi anlatan bir karşılama töreni (!) düşünüyoruz. Konuyu gündemde tutmak için imza kampanyalarına, basın açıklamalarına, bilimsel toplantılara devam edeceğiz. Türkiye’nin diğer yerleri ile de birleşerek, gerekli kamuoyu oluştuktan sonra büyük bir Maden Yasasına Hayır mitingi hedefliyoruz.”

Kaz Dağı’ndan altın çıkarılmasına izin verilmesi halinde neler olabileceğini uzmanlar şöyle sıralıyor:

KAZDAĞI’NDA ALTIN ÇIKARILIRSA NELER OLACAK?
* Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 1 trilyon ton toprak işlenecek, 400 bin ton siyanür kullanılacak.
* Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 2 milyon 580 bin dönüm orman, 10 milyon zeytin ağacı etkilenecek.
* Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; su kaynakları azalacak ve kirlenecek.
* Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; orman köylülerinin geçim kaynağı azalacak ve göçe zorlanacak, 20 bin zeytin üreticisi, 80 bin zeytin işçisi ile 30 bin aile etkilenecek. Ürünlerimize alıcı bulamayacağız. Bölgemize turist gelmeyecek.
* Her yıl zeytinden, zeytinyağından ve diğer tarım ürünlerinden elde edilen 650 milyon dolar ve ayrıca turizm gelirleri kesilecek.
Bir altın madeninin ömrü 10 yıl… Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 10 yıl sonra siyanür çukurlarıyla üzerinde ot bitmeyen toprak dağları kalacak. 10 yılda verilen zarar yüzlerce yıl temizlenemeyecek. Siyanür ve ağır metallere maruz kalacak, zaman içinde ölümcül hastalıklara yakalanacağız.

Bergama’lı köylülerin siyanürle altın arama mücadelelerinde avukatlığını üstlenen Senih Özay, 15 yıldan uzun süren mücadeleden Kaz Dağı için de çıkarılması gereken dersler olduğunu söylüyor.

Av. Senih Özay:

BERGAMA’DA ALTINLI TOPRAK BİTTİ AMA…
Bergama’da 15 yıldır Türkiye’de idare mahkemelerinin ve Danıştay’ın verdiği kararlara rağmen, AİHM’nin verdiği karara rağmen, arkaya dolana dolana bu maden bitirildi. Yani altınlı toprak bitti. Altınlı toprak bitince orayı kilitleyip, ağaçlandırıp, rehabilite etmeleri gerekirken, Koza firmasıyla Çevre Bakanlığı arasındaki ahbaplık yüzünden buraya altınlı toprak getirilmeye başlandı. Gümüşhane’den kamyonlarla Trabzon’a, Trabzondan’da gemilere yüklenerek kamyonlarla bu bölgeye altınlı toprak taşımaya başladılar. Havran-Küçükdere’de Koza Madencilik firması, altın işletme tesisini bütün mahkeme kararlarına rağmen çalışıyor. Altın cevheri içeren toprak, Küçükdere’den Bergama’ya kamyonlarla taşınıyor ve Bergama’da işleniyor.

BU BİR BAYRAK YARIŞI
Türkiye’deki siyanürle altın arama konusunda asıl dosya Bergama Dosyasıdır. Kaz Dağı, Havran gibi dosyalar örnek teşkil edeceği için Bergama’nın unutulmaması gerekiyor. Kaz Dağı için yapılan mücadele belki etkili olur, o zaman altını oradan çıkarıp burada, Bergama’da işlerler. Belki de bu yüzden Bergama’nın kapasitesini 3 katına çıkarıyorlar. Bunları bilerek mücadele etmek lazım. STK’ların, dürüst medyanın ses çıkartması lazım. Barolar Birliği başından bu yana ses çıkartmıyor. Barolar Birliği bu konuda korkunç kötü durumda…
Bu bir bayrak yarışı. Belki de sivil girişimlerle Kaz Dağı Milli Park denilip kurtulabilir ama “Al sana Kaz Dağı’nı, ver bana Sinop’u” diyebilirler. Böyle bir pazarlığa girebilirler. Mücadele etmek şart. Tek ağızdan bir mücadele yapılıp yapılamayacağını önümüzdeki günlerde Ankara’da toplanarak konuşacaklar. Kendi isyanlarıyla, kendi hırsıyla mücadele ederlerse başarılı olurlar.

Hicri Nalbant (Çanakkale Çevre Platformu Sözcüsü ve Ziraat Odası Bşk.)

30’un üzerinde sivil toplum kuruluşunun katılımıyla oluşan Çanakkale Çevre Platformu’nun Sözcüsü Hicri Nalbant, “Bergama’dan çıkardığımız dersler var. Orada alınan derslerle, yargı kararı da olsa Maden Yasası da olsa, yöre halkı eğer bu işe baş kaldırırsa hiç bir maden işletmesi gelip burada maden işletemeyecek” diyerek kararlılıklarını vurguluyor:

BERGAMA’DAN ÇIKARDIĞIMIZ DERSLER VAR
Bergama’da yapılanlar ilkti. Bergama’dan çıkardığımız dersler var.Yapılacakların ne olduğu çok iyi bilinmiyordu. Bu yapıla yapıla öğrenildi Bergama’da. Yargı kararlarına karşı o zamanki hükümetin gevşek tavrı, umursamaz tavrı nedeniyle Bergama’da yargı kararları uygulanmadı. Orada alınan derslerle, bir de yargı kararı da olsa Maden Yasası da olsa, yöre halkı eğer bu işe baş kaldırırsa hiç bir maden işletmesi gelip burada maden işletemeyecek. Bu gücü yavaş yavaş görmeye başladık.

ÖLÜMLERİN YÜZDE 60’I KANSERDEN
Madenciler 100 bin dekarın üzerinde, 10 bin hektardan fazla bir alanda sondaj çalışmaları yürütüyorlar. Bizim bütün direnmemiz orada bunlara işletme ruhsatı verilmemesi. Bunun için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Eğer buna engel olunmazsa, işletme ruhsatı verilirse, 100 bin dekarlık alanını altını üstüne getirecekler. Bu alanın tümü dünyanın hiç bir yerinde bulunmayacak orman alanları. Bir buçuk milyon insanın -Yunan adalarına kadar- içme suyunun Kazdağları’ndan gittiği belli oldu. 1,5 milyon insanın içme, kullanma suyu, yöre tarımın kaliteli yapıldığı bir yöre, her türlü meyvenin sebzenin en iyi yetiştiği bir yer. Bunların sulama suyunun kaynağı da Kazdağları. Eğer dediğimiz alanda bunlar maden işletmeye başlarlarsa, topraklarımız kirlenecek, sularımız zehirlenecek, yani yörede yaşayan tüm canlılar zehirlenecek. Yanıbaşımızda Balya var. 70 yıl önce terkedilmiş madenler var. Fransızlar kurşun madenini işletip, gitmişler. Halen burada ölümlerin yüzde 60’ı kanserden. Her yağmur yağdığında balıklar ölüyor. Bu siyanürlü liç yöntemiyle işletilen altın madenleri bu bölgede de işletilirse bundan sonra yüzlerce yıl bu bölgenin temizlenmesi mümkün olmayacak.

EYLEMLERİMİZİN ARKASI GELECEK

Öncelikle yörede yaşayanları, geçimini tarımdan sağlayan yurttaşlarımızı bilgilendireceğiz. Köylerde bilgilendirme toplantılarına başladık. Önümüzdeki günlerde hazırlanacak ÇED raporlarının kabul edilmemesi için her türlü yöntemi kullanacağız. Bir şekilde kabul edilirse o zaman da yargı yoluna gideceğiz. ÇED raporundan başlayarak bundan sonra yapacakları bütün hareketler için platformumuz öncülüğünde belediyelerimiz, tüm yöre halkı yargıya başvuracak. Eylemlerimizi arkası gelecek.

Yorum Yapılmamış »

Lassa Competus Keşif Konvoyu 2006 kazdağlarında

Lassa maceracılarının yeni rotası Kazdağları

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan Lassa Competus Keşif Konvoyu’nun 2006 rotası belli oldu. Maceracılar, bu yıl Kuzey Ege’de Kazdağları’nın el değmemiş doğal güzelliklerini keşfedecekler.

İSTANBUL - Lassa’nın 4×4 lastiği Competus’un artık geleneksel olan Keşif Konvoyu için geri sayımı başladı. Maceracıların bu yılki rotası binlerce yıldır Türkmenlere ev sahipliği yapmış olan, dünyaca ünlü bir tarih ve doğal güzellik cenneti sayılan Kuzey Ege.

Yorum Yapılmamış »

Kazdağları’nda çevre kirliliğinden dolayı ölen hayvanlar (domuzlar)

Dereler domuz ölüsüyle doldu

Kazdağları’nda barınan yaban domuzları su içmek için indikleri derelerin suyunun akıntılarına kapılarak boğulması Zeytinli Çayı’nı domuz leşleriyle dolmasına neden oldu.

Konuyla ilgili açıklama yapan Zeytinli Belediye Başkanı Şadan Aytaç,”Bu bir doğanın kanunudur. Bizde belediye olarak ekiplerimizi yollayarak, çay içinde çevre kirliğine neden olan domuz leşlerini oradan kaldırarak temizliğimizi yapacağız “diye konuştu.

Balıkesir’in Edremit ilçesinde Zeytinli Çayı’nda ölü yaban domuzlarını gören vatandaşlar ilginç görütülerle karşılaştı. Kazdağları ve Ayı Deresi’nde barınan yaban domuz sürüsü su içmek için indikleri derelerde suyun akıntısına kapılarak canlarından oldu. Ölen domuz leşlerinin bazıları Zeytinli Çayı 1. köprüye kadar ulaşması çevre kirliğine neden olurken çevreden geçen vatandaşları da korkuttu.
Dere kenarında hayvan otlatan 60 yaşındaki çoban İbrahim Çakan,”Bu domuzlar ya Sarıkız ve Ayı Deresinde su içmek isteyen yaban domuzlarının su içerken suya kapılıp ölen domuz leşleridir. Görünürde şuan 3 domuz leşi var. Bir tanesini köpekler yedi. Daha ilerlerde bu ölülerden ço9k olması lazım Çünkü bunlar sürü halinde dolaşırlar. Buraya kadar sadece üç tanesi gelebilmiş.”dedi.

Hakan Firik/Edremit

Yorum (1) »

Troya kral soyundan olan Asarakos’un oğlu Ankhises

ANKHİSES

Troya kral soyundan olan Asarakos’un oğlu Ankhises Tanrıça Aphrodite ile sevişmiş ve Aineias’ın babası olmuştur. Homerik denilen övgülerden Aphrodite’e ayrılmış olanı, bu sevişmeyi en ince ayrıntılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises’i İda yamaçlarında sığırlarını otlatırken görür, delikanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner. Övgüde “canavarların anası, bin pınarlı İda” diye tanımlanan İda dağına Aphrodite’in inişi, peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tanrıçanın gelişine benzetilmiş, tanrıçanın büyüsüne kapılan hayvanların ormanlarda, fundalıklarda sevişmesi gösterilmiştir. Tanrıça Phrygia’lı bir genç kız kılığına girer de öyle görünür Ankhises’e. Troyalı prens arzu ile yanıp tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. sevişmelerinin sonunda gülümser tanrıça, sevgilisine şöyle seslenir:

Senin bir oğlun doğacak,

Troya’lılara kral olacaktır o

ve çocuklarına çocuklar doğacaktır

sonsuzluğa dek!

Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha’lara vereceğini, onu beş yaşında babasına tanıtacağını ve çocuğun kimin olduğu sorulursa sakın Aphrodite’in oğlu olduğunu bildirmemesini, yoksa Zeus’un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises’i bırakıp gider.

Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sözünü tutmaz, fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır. Bunun sonucunda topal kaldığı, Troya’dan kaçarken Aineias’ın onu sırtına almasının nedeninin bu olduğu anlatılır.

Yorum Yapılmamış »

Kaz Dağları astımlılara şifa verecek

Kaz Dağları astımlılara şifa verecek
İsviçre’deki Alp Dağları’nın ardından, oksijen yoğunluğu açısından dünyada ikinci sırada yer alan Kaz Dağları, astım hastalarını tedavi edecek.

Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Altınoluk beldesinde, Kaz Dağları eteklerinde kurulan hastane daha açılmadan yoğun ilgi görmeye başladı. Türkiye’nin ilk astım hastanesi olma özelliğine sahip hastanede modern teknolojinin yanı sıra bölgenin iklimsel özellikleri kullanılacak.

Mitolojide İda Dağı olarak anılan Kaz Dağları, şimdi de şifa arayan astım hastaları için umut oldu..
İsviçre’deki Alp Dağları’nın ardından, oksijen yoğunluğu açısından dünyada ikinci sırada yer alan Kaz Dağları’nda yapımına başlanan Türkiye’nin ilk astım hastanesinin yapımına devam ediliyor..
6 yıl önce inşaatına başlanan astım hastanesini yaptıran Aysel Erbudak, şimdiden bir çok hastayla bağlantı kurulduğunu ve yoğun ilgi gördüğünü söyledi.
Altınoluk’un CHP’li Belediye Başkanı İsmail Aynur da, Şahindere kanyonunun girişinde yapımına başlanan 240 yataklı hastanenin sağlık turizmine büyük katkı sağlayacağı görüşünde.

ŞAHİNDERESİ KANYONU
İsviçre Alpleri’nden sonra Altınoluk’u dünyanın ikinci oksijen çadırına dönüştüren etkenlerin başında Şahinderesi kanyonu geliyor. Beldede hava sirkülâsyonunu sağlayan kanyon, Kaz Dağları’ndan çektiği çam kokulu oksijen yüklü havayı ovaya dağıtırken, denizden aldığı iyot kokusunu dağa çıkartarak bir çeşit baca görevi görüyor.

NTV

Yorum Yapılmamış »