» kazdağları, kaz dağı, dağları, kazdagi, kaz dagi, daglari, altın arama, resimleri, konumu, fotoğrafları, çanakkale, bayramiç, seyahat, tur, ida mountain

Troya ( troia ) neresidir?

Karadeniz ve Ege arasinda kalan Marmara Denizi ile Çanakkale Bogazi ve Edremit körfezi arasinda kalan üçgenin antik çaglardaki adi TROAD veya TROAS olarak kabul edilir. Truva (Troia), Troas bölgesinde sayilari yüzlerle ifade edilen, birçogu halen gün yüzüne çikarilamamis antik yerlesimlerin en bilineni ve en önemlisidir.

M.Ö. 3000 senelerine dayanan yaklasik 5000 senelik tarihiyle Truva ( Troia , Troya) antik dönemlerden günümüze kadar varligini koruyan, en önemli sehirlerden biridir. 1998 yilindan beri Truva ( Troia , Troya) UNESCO tarafindan Dünya Kültür Miraslari arasinda gösterilmektedir.

M.Ö. 2500 – 2000 arasinda kurulan Truva II, döneminin en gelismis uygarlik merkezi olmus ve bir yanginla son bulmustur. Saldirilar sonucunda olusan büyük yanginlar, Truva (Troia , Troya) da kurulan farkli dönemlere ait yerlesimlerin genelde sonunu hazirlamistir.

Arkeologlarin yaptigi uzun süreli çalismalar neticesinde Truva Antik Kentinin 4 farkli mimari katmanin üzerinde 9 yerlesimin olustugu kabul görmektedir. Truva (Troia) kentinin katmanlari asagidaki gibi siniflandirilmaktadir.

Truva I ( Troia , Troya) (M.Ö. 3000 – 2500) **** Truva II ( Troia , Troya) (M.Ö. 2500 – 2200) **** Truva III ( Troia , Troya) (M.Ö. 2200 – 2050 ) **** Truva IV (Troia , Troya) ( M.Ö. 2052 – 1900 ) **** Truva V (Troia , Troya) (M.Ö. 1900 – 1800 ) **** Truva VI (Troia , Troya) (M.Ö. 1800 -1300) **** Truva VI A (Troia , Troya) (M.Ö. 1300 – 1260 ) **** Truva VII B1 (Troia , Troya) ( M.Ö. 1260 – 1190) **** Troy VII B 2 (Troia , Troya) (M.Ö. 1190 – 1100) **** Troy VIII (Troia , Troya) ( M.Ö. 700 – 350 ) **** Troy IX ( Troia , Troya) ( M.Ö. 350 – M.S. 400 )

[Truva (Troia)] Truva ( Troia , Troya) bölgesindeki kazilar kendi içinde bir tarihi barindirir. 1870 -1890 yillari arasinda Heinrich Schliemann, Frank Calvert in yardimlariyla ilk kazilari gerçeklestirmistir. Bu kazilar bilimsel uygunluktan uzak üstünkörü tekniklerle gerçeklestirilmistir. Maalesef Heinrich Schliemann araliklarla süren kazilari sürecinde, meshur Truva Hazinelerinin bir bölümünü beraberinde Berlin’e kaçirmistir. Bu hazineler Berlin’in Ruslar tarafindan istilasinda el degistirmis, su an Moskova da Pushkin Müzesinde gerçek sahibini beklemektedir. Hazinelerin diger bölümü istanbul Arkeoloji Müzesinde, Troya adli bölümde sergilenmektedir. Bu hazinelerin bugün Kral Priamos devrinden en az 1000 yil öncesine, yani Hisarliktaki II. Yerlesmeye ( Truva II) ait oldugu tahmin edilmektedir. Wilhelm Dörpfeld Truva (Troia, Troya) daki ilk sistematik kazilarin ve ilk ölçekli planin sahibidir.

[Truva atı] Wilhelm Dörpfeld Truva ( Troy, Troia, Truva) antik sehrinde gerçeklestirdigi kazilar sonucunda, Truva VI döneminin Homer’in meshur ilyada destanindaki efsanevi Truva Savasina ev sahipligi yaptigini iddia etmistir. Truva da kazi çalismari gerçeklestirmis diger ünlü arkeolog Carl W. Blegen ise, Truva savasinin Truva VI A dönemine ait oldugunu iddia etmektedir. Efsanevi Truva Savasi’nin sonunda çikan büyük yanginin sonucunda yine bir dönem daha kapanmistir.M.Ö 700 yillarinda Yunanistan’dan gelen göçmenlerlerle Truva antik sehri tekrar güçlenmeye baslamis ve Ilion adiyla M.S 5. yüzyila degin önemini sürdürmüstür. M.S. 330 yilinda istanbul’un basken kabul edilmesinin ardindan Truva (Troia) antik kenti önemini yavas yavas kaybetmeye baslamistir.

Truva denince herkesin aklina tabiki meshur efsanevi Truva Savasi gelir. Truva ( Troia , Troya) ‘ nin bu büyük ününün diger bir sebebi de Dünya Edebiyatinin yapi taslarindan biri olan Homer in meshur ‘ ilyada ve odisse’ ( iliada and odyssey ) destanidir. ‘Ilyada ve odisse’ ( iliada and odyssey ) destaninda anlatilan efsanevi Truva Savasi, yüzyillar boyunca okuyucularin ilgisini çekmis ve büyük yanki uyandirmistir.

Yorum Yapılmamış »

Kazdağları kısa tanıtım

Çanakkale ilinin eko-turizm merkezi olan muhteşem doğasıyla Kazdağı (ida ) Çanakkale il merkezine yaklaşık olarak 90 Km uzaklıkta olup kapladığı alan ve çevresiyle oldukça geniş bir bölgeye yayılmıştır. Zengin bitki örtüsü, oksijeni çok bol havası, yemyeşil ormanları, insanı donduran akarsuları, zengin antik ve tarihi dokusuyla Kazdağı ekolojik bölgesi yalnız Çanakkale’nin değil aynı zamanda Türkiye’nin de en etkileyici doğal alanlarından birisi olarak kabul görür. Kazdağı, Çanakkale ile Balıkesir il sınırları içinde yer almakta olup, Ege bölgesiyle Marmara bölgesi arasında bir ayraç olar görev yapar. 1993 yılında çıkarılan yasayla Kazdağı’nın Edremit Körfezi’ne bakan yüzündeki 25 km2 lik bölge Milli Park ilan edilmiştir.Kazdağı su kaynakları açısından çok zengin bir bölge olup, Homeros tarafından ‘ Büyük pınarlı ida’ olarak adlandırılmıştır. Bunun en büyük göstergesi, Kazdağı (Kazdagi) Milli Parkı içersinde bulunan dokuz adet güçlü dere yatağının bulunmasıdır. Kazdağı’ndaki bu dereler yaz dönemlerinde serinlemek için çok ideal bir ortam oluşturan büvet adındaki havuzcuklarla muhteşem manzaralar ortaya çıkarmıştır. Kazdağı (ida)’nın önemi yalnız harikulade doğal güzellikleriyle sınırlı değildir, antik tarihi ve yunan mitolojisindeki yeri sayesinde Kazdağı tarihçilerin ve edebiyatçıların hep ilgi odağında kalmıştır.

[Kaz Dağı Edremit] Efsaneye göre dünya tarihindeki ilk güzellik yarışması Kazdağı ’nda (Kazdagi, ida) gerçekleştirilir. Kazdağı ’nda (Kazdagi, ida) yaşayan Truva Kralı Priamos’un oğlu Paris’in hakem olduğu yarışmada; Tanrıça Hera, Athena ve Afrodit en güzel seçilebilmek için Paris’e teklif ettikleri hediyelerle tarihteki ilk rüşvet olayını gerçekleştirmişlerdir. Dünya’nın en güzel kadını Helen ‘nin aşkını teklif eden Afrodit yarışmayı kazanmış, ama Paris ve Truva Şehri bu duruma sinirlenen Hera ve Athena’nın lanetini üzerine almıştır. Efsaneye göre Olympos’taki tanrılar, Truva Savaşı ’nı Kazdağı ’ndan (Kazdagi, ida) izlemişlerdir. Mitolojiye göre Zeus’ un deoğum yeri Kazdağı (Kazdagi, ida) olarak belirtilir.

Çevrede bulunan Truva (Troia), Assos, Antandros, Apollon Smintheon ören yerlerindeki süremekte olan kazı çalışmalarıyla Kazdağı’nın arkasındaki gizem perdesi yavaş yavaş kalkmaktadır.

Truva (Troia), Apollon Smintheon, Assos, Antandros gibi ören yerlerinde resmi kazıların devam etmesiyle, Kazdağı yöresinin geçmişi gün ışığına çıkmaktadır. Yakın döenm içinde başalayan Antandros antik yerleşimindeki kazılar Kazdağı ‘nın geçmişinin incelenmesine çok büyük katkıları olacaktır.

Kazdağı bölgesinde görülmesi gereken önemli yerler arasında Hanlar Mevkii, Ayı Deresi, Sutüven Şelalesi, Manastır Çayı Kanyonu, Şahindere Kanyonu, Mıhlı Çayı Vadisi, Tozlu Yaylası, Sarıkız Zirvesi sayılabilir. Çanakkale Bayramiç üzerinden gidilen Ayazma mesire yeri Kazdağı’nın eteklerinde bulunan muhteşem doğal güzelliklerden yalnızca biridir.

Yorum Yapılmamış »

Kadağlarında ‘Altına Hayır’ Mitingi 5 Nisan’da Çanakkale’de

‘Altına Hayır’ Mitingi 5 Nisan’da Çanakkale’de

Kaz Dağları ve Madra Dağı Çevre Platformu 5 Nisan’da, saat 13.00′de Çanakkale’de, Cumhuriyet Meydanı’nda ‘Altına Hayır’ demek için büyük bir miting düzenliyor.

 

Platformdan yapılan açıklamaya göre mitingde ülkemizin çevresel felaketler sürüklenmesine yol açacak ‘bugüne kadar planlanan en büyük çevresel yıkım projesi’ olan 5177 Sayılı Maden Yasası değiştirilsin diye seslenilecek. Yeraltı zenginliklerimizin yüzde 2′lik paylarla başkalarına devr edilmesine izin verilmeyecek.
Platform üyeleri “Edremit Körfezi’nde zeytin ve dünyanın en iyi zeytinyağını üreterek, Bayramiç-Çan-Gönen-Biga ve tüm yörede tarımsal üretimlerle, hayvancılık ve süt ürünleriyle her yıl 7 milyar dolar gelir sağlıyoruz, turizmde ülkemizin göz bebeği olan Çanakkale ve Edremit Körfezi’nde yine milyarlarca dolar gelir sağlıyoruz demek için ve ‘Kaz Dağları ve Madra Dağı’nın Üstü-Altın’dan daha değerlidir’ diye haykırmak için 5 Nisan’da Çanakkale Meydanı’ndayız.” diyor. Çanakkale ve Edremit Körfezi’nin ve hatta Midilli’nin su kaynağının Kaz Dağları olduğunu belirten üyeler “sularımızın altın madenlerinde tüketilmesine, toz bulutları ve siyanürlü atıklar ile zehirlenmesine izin vermeyeceğiz. Bir kilometre çapında 400 metre derinlikte ‘dev cehennem çukurları’ ve milyonlarca metreküp siyanürlü çamurun depolandığı ‘dev atık barajları’ yani maden çöplükleri istemiyoruz. Kaz Dağları ve Madra Dağı’nda bugüne kadar verilen çoğu 7altın’, 100′ü aşkın ruhsat iptal edilsin ve yeni ruhsat başvuruları kabul edilmesin’ diyor.
24.03.2008

Yorum (2) »

BU sefer de Kaz Dağları’nda suçüstü yakalandı o üçlü

Siyasetçi, bürokrat, avantacı işadamı…

Siz kalkın altında altın var diye yeryüzünün ikinci oksijen deposu, Almanların “yeryüzündeki cennet” diye adlandırdıkları, Homeros’un İlyada’sının tahtı Kaz Dağları’nın çamlarını kesin, kayalarını patlatın, içini oyun.

Bu kadar mı olur acımasızlık?

*

Enerji Bakanı, Kaz Dağları’nı savunanları, dış güçlere alet olmakla ve “ajanlıkla” suçladı.

Oysa aynı saatlerde müsteşar yardımcıları dahil otuz bürokratını, “rüşvetle müteahhitlere çıkar sağlamaktan” polis evlerinden topluyordu.

İnsan dönüp kendi haline bakar.

*

Listeye baktım; Kaz Dağları’nı altında altın var diye oyan şirketlerden birisi tanıdık:

Başbakan bana “çek git” dediğinde, o şirketin gazetesinde Fethullahçı yazarlar bana “Evet, defol git” diye yazılar yazmışlardı.

Şimdi anlıyorum…

Kaz Dağları’nın altındaki altınları almak için elbette sesi çıkmayan, sahipsiz bir Türkiye lazım onlara.

*

Gelen haberlere göre; sonunda Çanakkale ve Balıkesir’in çevrecileri ayaklandılar. Bu cennet ülkeyi ağacıyla, suyuyla, kuşuyla, dağıyla seven iyi insanlar yollara düştüler.

Hepimizin yüreği onlarla birliktedir.

Kimi çevreci örgütler Ankara’dan, İstanbul’dan, İzmir’den yola koyulup o iyi insanlara yardıma gitmeye hazırlanıyorlar.

Bakanların, bürokratların, valilerin, izin belgelerinin altında imzası olan profesörlerin, para uğruna Kaz Dağları gibi bir “yeryüzü cennetinin” altını kazan holdinglerin yakasına yapışmalı ellerimiz.

*

Günahtır…

Hiçbir el; Kaz Dağları’na kazma vuran, balta sallayan el kadar kirli, yurt düşmanı ve günahkár olamaz…

O kirli ve günahkár eller; çalmadık-yağmalanmadık orman, koy, yeşil alan, göl, sulak, yayla, ova bırakmadı, bilirsiniz.

Sıra Kaz Dağları’na geldi, öyle mi?..

İzin vermemeliyiz.

Sınır boylarında bir kayalık dağ için canını veren gençlerimizin hatırı için…

Çocuklarımız için…

Bekir COŞKUN  bcoskun@hurriyet.com.tr

Yorum (6) »

Bu kanunla Kaz Dağları kurtulamaz

Eski Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, çevrecilerin büyük tepki gösterdiği Kaz Dağları’ndaki altın arama çalışmalarına ilişkin, kendi bakanlığı döneminde çıkan maden arama kanununun acilen değiştirilmesi gerektiğini savundu.

Kaz Dağları’nda yapılan altın arama çalışmaları çevrecilerin tepkisine neden olurken, eski Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, şunları söyledi:

“Bu kanunla Türkiye’de doğayı tabiatı korumak mümkün değil. Anasına kızan evden çıkıp taş ocağı ruhsatı alıp şehrin ormanın en güzel yerinde arama yapıyor. Ben bu konuyu daha önce bakanlar kurulunda sayın Başbakan’a da iletmiştim. Kendi bakanlığım döneminde 150-200’e yakın taş ocağı ruhsatını beklettim. Bu kanunla yola devam edilirse arama yapan işletmeler mantar gibi biter. İş çığırından çıkmadan bu kanun değiştirilmeli.”

BERGAMA GİBİ

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Başkanı Ertuğrul Ünlütürk ise Kaz Dağı’nda yapılan maden arama çalışmalarının bir çevre yıkımı olarak nitelendirerek, “Bergama’nın ardından Kaz Dağı’nda yaşanan yıkım Maden Arama Yönetmeliğinin Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu kapsamında tutulmasının sonucu” diye konuştu. Ünlütürk, Kaz Dağındaki çalışmaları yakından takip ettiklerini söyleyerek şunları kaydetti: “Kaz Dağı’nda yapılan arama çalışmaları Bergama’da yapılanların bir devamı. Bergama’da altın arama çalışmaları Danıştay kararına rağmen yasadışı yollardan devam ediyor. Ülkemizde önce hukuku sağlamalıyız. Maden arama kanunu değiştirilmeli. ÇED raporunun içine alınmalı.

YARGIYA GİDECEĞİZ

Kaz Dağları’nda yıkım devam ederse büyük bir direniş yapacağız. Hükümet bu konuda tepkisiz kalıyor. Kaz Dağları Türkiye’nin oksijen depolarından biridir. Oradaki arama çalışmalarının durdurulması için yasal yolara başvuracağız.”

hürriyet

Yorum (2) »

İsteyene Afrika’da, isteyene Kaz Dağları’nda sürüş deneyimi

Alman otomotiv devi Volkswagen markasının ülkemizdeki temsilcisi olan ve Türkiye çapında 58 yetkili satış noktasıyla müşteri memnuniyeti odaklı olarak faaliyet gösteren Doğuş Otomotiv’e bağlı Volkswagen Binek Araç, ’Driving Experince’ organizasyonuyla müşterilerini G.Afrika, Çin, Tibet ve Moğolistan gibi birçok farklı bölgeye götürerek Touareg’le deneme sürüşü yaptırmaya başladı.

Macera dolu 1 haftalık programın uçak dahil fiyatı 3 bin 500 euro. Yoğun ilgi gören Doğuş, bu turları yurtiçinde Kaz Dağları ve Kapadokya’da da yapmaya hazırlanıyor.

4 GÜNDE 1250 KİLOMETRE

VW, Touareg’in özel test sürüşü aktivitesini geçtiğimiz günlerde önce Güney Afrika’da Cape Town ile Ümit Burnu arasında yer alan çok özel bir rotada gerçekleştirdi. VW AG’nin çok özel müşterileri için tüm dünyada farklı coğrafyalarda gerçekleştirdiği “Volkswagen Driving Experience”ın Güney Afrika ayağında 4 günde 1250 km’den fazla yol kat edilirken, VW Touareg’in farklı iklim ve zorlu yol şartlarındaki üstün ve dayanıklı performansı test edildi. Almanya’daki VW merkeziyle birlikte yürütülen bu turlarda, VW Touareg’in performansı ve dayanıklılığı farklı aktivite zincirleriyle gözler önüne seriliyor. 20 kişilik ekiplerle çıkılan bu turlarda, müşterilere sadece VW Touareg’le zorlu yol şartlarında sürüş fırsatı tanınmıyor. ’Volkswagen Driving Experince’ organizasyonunda macera ve keşif duygusu da yaşatılıyor.

VW Binek Araç Genel Müdürü Vedat Uygun, Güney Afrika’da düzenlenen “Volkswagen Driving Experince” organizasyonun aslında VW AG’nin özel müşteri grupları için gerçekleştirdiği bir aktivite olduğuna dikkat çekerek, “VW AG, İzlanda’dan Bostwana’nın vahşi topraklarına, Çin’den A.B.D’ye hatta Tibet’e kadar birçok farklı coğrafyada gerçekleşen bu aktiviteler zinciri, VW Touareg’in üstün performans ve dayanıklılık yapısının macera ruhu ve kaliteli yaşam anlayışıyla birlikte sunulması amacı taşıyor. Hatta bu rotalar arasında Mühih’ten başlayıp İstanbul’da biten bir aktivite ayağı bile mevcut. Biz ise ülkemizde bu yıl farklı noktalarda mevcut ve potansiyel VW Touareg müşterileri için kendi aktivitelerimizi gerçekleştirmeye başlayacağız. Böylece VW Touareg’in yeteneklerini daha iyi sergilerken aynı anda keşif ve kaliteli yaşam duygusunu bir arada yaşatacağımız “Volkswagen Driving Experience organizasyonumuz ile müşterilerimizin gönüllerini bir kez daha fethedeceğiz” açıklamasını yaptı.

TÜRKİYE’DE 250 EURO

Doğuş Otomotiv, ’Volkswagen Driving Experince’a olan yoğun ilgiyi görünce aynı organizasyonu şimdi Türkiye’de düzenlemeye karar verdi. VW Binek Araç Genel Müdürü Vedat Uygun, araziye çıkmaya vakit bulamayan yoğun iş temposuna sahip VW Touareg sahiplerini, özel turlarla Türkiye’nin farklı bölgelerinde ağırlayacaklarını söyledi. Uygun, Mart ayında başlayacak ’Volkswagen Driving Experince’ ile müşterilerin VW Toureg’lerin arazi performansını daha yakından tanıyacaklarını belirterek, şunları kaydetti: “Türkiye’de 1.750 kişi Touareg sahibi. Tüm müşterilerimize organizasyonla ilgili elektronik posta gönderiliyor. Volkswagen Driving Experince’da yurtdışındaki turların aksine müşterilerimiz kendi araçlarını kullanacak. 20 kişilik ekipler halinde Kaz Dağları, Kapadokya gibi yerlere gidilecek. Burada organizasyona katılanlara özel eğitim verilecek ve zorlu arazi şartlarında test sürüşü gerçekleştirilecek. 5 yıldızlı otellerde konaklamaların yapılacağı bu turlar, genelikle haftasonu olacak. Fiyat ise kişi başına günlük 250 euro. Tabii VW Touareg sahibi olanların arkadaşları da bu serüvene katılıp, aracın performansına şahit olabilecek.”

Yorum Yapılmamış »

Başka Kazdağı yok, Kazdağlarında hayat altından değerlidir

Altın madenleri için sondaj izni verilen 11 firma, Kaz Dağları’nı delik deşik ederek adeta köstebek yuvasına döndürdü.

Bölgede altın madeni aranmasına yöre halkı sert tepki gösterirken, maden yasasının iptali için imza kampanyası düzenlendi. Sosyal kuruluşlar Kazdağları Koruma Platformu adı altında bir dernek kurma çalışması başlattı. Türkiye’nin oksijen deposu Kaz Dağları’nda bazısı yabancı ortaklı 11 firma 37 noktada altın arıyor. Sadece bir firmaya 38 bin dönüm arazide sondaj izni verilmiş. Daha ön kazı aşamasında asırlık kayın ve çam ağaçları dozerlerle yıkıldı.

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesi Ahmet Kayası mevkiinde aranan ve çıkarılması planlanan altın madeninin ayrıştırılmasında kullanılacak siyanürün doğayı katledeceği ve Kazdağlarını bitireceği ileri sürülüyor.

Kazdağlarında altın madeni çıkartılmasına karşı çıkan belde halkı Küçükkuyu sokaklarına “Başka Kazdağı yok, Kazdağlarında hayat altından değerlidir” şeklinde yazıların bulunduğu çok sayıda pankartlar asarak duruma olan tepkilerini ortaya koydu.

Kazdağlarında altın madeni aranmasına müsaade etmeyeceklerini belirten Küçükkuyu Belediye Başkanı Doktor Yusuf Aksoy, yasal çerçevede maden aramayı engellemek için her türlü olanağı değerlendireceklerini söyledi.

Belediye başkanı Aksoy, “Bu tepkiyi göstermek çok doğal, bir insanın tepki göstermemesi bence anormal.. Yaklaşık bir buçuk ay önce bu olayla tanıştık. Gerçekten şoke olduk. Kazdağlarında altın aranması gerçekten çok abeste iştigal bir olaydır. Bırakınız rehbersiz bile gezemediğiniz Kazdağlarında gelip Kazdağını bir taraftan alıp diğer tarafa koyacak bir işleme izin vermek gerçekten büyük bir yanlıştı. Biz hemen demokratik kitle örgütleriyle birlikte tepkimizi koyduk. Küçükkuyulularla ve çevre köylülerle beraber ortak bir platform oluşturduk. Kazdağları çünkü bizim ciğerimiz oksijen kaynağımız. Sırtımızı biz onlara yaslamışız. Önümüzde barış denizi olan Ege denizi. Kazdağlarındaki yıllardır yetişmiş olan binlerce bitki türünü, endemik bitki türlerinin yok olmasına gönlümüz el vermiyordu. Bu çağrımıza tüm Türkiye’den destek geldi. Tüm çevre örgütleri, bu işe duyarlı odalar bu çağrımıza destek verdi. Bir insan olarak, bir hekim olarak, bir belediye başkanı olarak buna tepkili olmam gayet doğaldır. Ben diyorum ki yanlışın neresinden dönülürse kardır. Lütfen buna izin veren yetkililer burayı gelip görsünler. Burada ciğerlerine çekecekleri bir nefes oksijen sayesinde buna izin vermeyeceklerini düşünüyorum” dedi.

Küçükkuyu Belediye Başkanı Yusuf Aksoy, hemen karşı olmadıklarını bu olayın getirisini götürüsünü araştırdıklarının belirterek, “Araştırdığımız internet siteleri vasıtasıyla bilimsel verileri önümüze koyduk. Maddi manevi hiçbir getirisi olmayacağını belirledik. Çünkü bir hedefimizi çizmişiz. Biz turizm beldesi olmayı istiyoruz. Önce halkı bilinçlendirme çalışmaları yapıldı. Köylerde, kahvelerde halk bilgilendirme toplantıları yapıldı. Çok büyük destek gördük. 6 Ekim tarihinde bilim adamları gelerek halkı bilimsel yönden bilgilendirdiler.. Gördük ki halk bu konuda oldukça bilinçli ve özümsemiş durumda. Şimdi bu işe izin verecek olan bürokratları etkileme konumuna geldi. Bunanla ilgili dosyalarımızı hazırladık. Kazdağları yok olduğunda nelerin yok olacağını açık ve seçik ortaya koymayla çalıştık. İlgili bakanlıklara, müdürlüklere, Cumhurbaşkanına ve Başbakana bu dosyaları yolladık. Onların dikkatini çekmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Aksoy, yöre halkına çağrıda bulunarak, : “Bu olaya olan ilgilerinin alakalarının daha artarak devam etmesini diliyorum. Çünkü canlı kalması gerekiyor bu olayın. Belli bir günde hatırlanıp sonra unutulacak bir olay değil bu. Çünkü gerçekten karşımızda güçlü kuruluşlar var. Bu işi yapmak istiyorlar. Hiçbir siyasi görüş ve ranta dönmeden bozulmadan kalmasını istiyorum. Gerçekten dünyada ender yetişen bitki türlerini, ağaçları, doğanın yok olmadığını, hiç bsir sanayi tesisinin olmadığını tamamen doğanın kendisiyle baş başa olduğunu göreceksiniz. Kazdağlarının bir bölümü milli park ilan edilmiş biz istiyoruz ki Kazdağları nereden başlayıp nereden bitiyorsa tamamı milli park ilan edilsin. Madenciler maden yasasına dayanarak yapıyorlar bu işi. nihai hedefimiz maden yasasının değişerek Türkiye’nin çıkarlarını ve bölgesel çıkarlarımıza uygun bir maden yasası çıkmasıdır. Tüm eylemlerimiz demokratik çerçevede olacak. Eğer izin çıkarsa hukuk mücadelesine başlayacağız” şeklinde konuştu.

Kazdağlarında maden aranmasına karşı çıkan diğer belde halkının yüzde 99’unun karşı olduğunu belirten Ahmet Çelikkaya, istemediklerini bölgenin turizm açısından çok değerli bir yer olduğunu söyledi.

Küçükkuyu Kültür ve Turizm Derneği Başkanı >Medine Aksoy, Kazdağlarında altın madeni çıkartılmasının Küçükkuyu turizmini olumsuz yönde etkileyeceğini belirterek, “Zaten Küçükkuyu turizmde yeni bir isim yapmaya başlamıştı. Burada halkın büyük gelir kaynağı turizm, zeytincilik, bu bölgede sıcak su ve kaplıca turizmi var. Altın aranması ve siyanür çalışması hem sıcak su kaplıca sularına, hem yeni yapılan turistik tesislerin gerilemesi bu bölgeye bayağı zarar verir” dedi.

Kazdağı Koruma Platformu üyesi Hayri Bindağ ise bu inisiyatifin bir buçuk ay gibi bir sürede oluşturulduğunu ifade ederek, bölgenin bir Bergama gibi olmaması için sivil toplum kuruluşları ve halkın harekete geçtiğini söyledi. Bindağ, Kazdağlarının altının oyulmaması için halk, köylüyü bilinçlendirmeye çalıştıklarını bildirdi. Amaçlarının yer üstü zenginliklerinin altından daha değerli olduğu Kazdağlarında, dünyanın akciğeri olarak nitelendirdiği Kazdağlarının altın madeni yüzünden oyulmasına engel olmak istediklerini söyleyen Bindağ, Altın malinin çıkarılmasının sondajında dahi su yataklarının yerinden kayacağını öne sürerek, “Bitkiler, ağaçlar yıkılıyor. Daha sonrasında kayalardan altın bildiğimiz kadarıyla siyanür ile ayrılıyor. Siyanür çok zararlı bir kimyasal. Tek bayına siyanür değil diğer ağır metalleri harekete geçirdiği için bitkilere, su kaynaklarına karışacak ve Kazdağlarının ölümü demektir bu. Denize kadar siyanürlü su denize karışacak. Kazdağlarının üzerindeki endemik bitkiler, değerler, sular ve oksijen bütün dünyaya yeter” şeklinde konuştu.

Kazdağlarını Koruma Platformunun bir başka üyesi Süheyla Doğan, büyük bir imza kampanyası düzenlediklerini belirterek, çalışmalara çok yoğun bir şekilde devam ettiklerini, halkın kendilerine büyük destek olduğunu, herkesin daha duyarlı olması gerektiğini söyledi.

ÜLKELERİNDE İZİN YOK
Kendi ülkelerinde siyanürle altın çıkarması yasak olan firmalar “Maden bulduk” diye ruhsat alırlarsa, bölgede 300-400 bin ton siyanür kullanılacak. 100 bin ton siyanür havaya karışacak. Yörede buna karşı çevre hareketi hız kazanıyor

Yorum (1) »

Kazdağları Fotoğrafları, kazdağından manzara resimleri, doğal güzellikleri

efsanaleriyle, bozulmayan doğal yaşamıyla bir başkadır kaz dağları.. gelip görenler vardır muhakkak.. görüpte aşık olanlarda… görmeyenler için aşagıda biraz bahsettim.. fotoğraflara bakın birde bunların altın uğruna bir kaç yıl sonra yok olabileceğini düşünün…
kazdağlarını sonu kötü biten bir hikayeye dönüştürmek isteyenlere lütfen dur diyelim…

İda yada Kazdağı , binlerce yıldır kim ne ad vermiş olursa olsun onun mütevazi heybeti bölge insanını geçmişte de etkiledi, bugünde etkiliyor, gelecekte de etkileyecek. İnsanlar üzerindeki etkisi efsanelerle dile getirilmiş çağlar boyunca. Adını aldığı efsane şöyle anlatılıyor.

“Tanrılar tanrısı Zeus’un kaçamaklarından biri olan güzeller güzeli İda, Hera’nın öfkesinden kurtulmak için buzağı kılığına girer. Bu durumu öğrenen Zeus’un eşi Hera, buzağı kılığındaki İda’nın başına bir atsineği musallat eder. Atsineğinden kurtulmak isteyen İda’nın kaçışı tanrıların dağı Olimpos’tan başlayıp Kazdağları’nda son bulur. O gün bugündür bölge İda Dağı olarak anılır.”

Türklerin bölgeye gelişiyle Yörük kültüründe önemli yeri olan Kaz nedeniyle Kazdağları adını alır. Küçükkuyu’dan, Edremit’e yaklaşık 80 kilometre masif bir kütle halinde uzanan Kazdağları’nın en yüksek noktası 1796 rakımlı Babadağ zirvesi.

Doğu’dan, batıya doğru uzanan Kazdağları’nın kuzey yamaçlarından gelen rüzgarlar

yoğun bitki örtüsünden aldığı oksijeni güneydeki denizin iyotuyla buluşturur. Bu durum bölgenin Alplerden sonra dünyanın en yüksek oksijen oranına sahip olmasının nedeni.

Kazdağları’na yapılacak bir yolculukta deniz kıyısıyla, dağın yamaçları arasında sıralanan gezilecek yerlere ulaşmak son derece kolay. Söz konusu mekanlara giden yollar oldukça iyi durumda.

Kazdağları’nı gezmeye Yeşilyurt Köyü ile başlamak uygun olur. Böylece bölgenin geçmişteki mimarisini ve yaşam biçimini anlayabiliriz. Tamamen taş evlerden oluşan köyde büyük kentlerden gelenlerle, yöre insanı bir arada yaşıyor. Son yıllarda İzmir, İstanbul, Ankara gibi kentlerimizden gelenlerin köy evlerini satın alıp restore etmeleriyle birçok ev yıkılmaktan kurtulmuş. Bu evler bugün konut, pansiyon veya kafe olarak kullanılıyor. Köy halkının çoğunluğunun burayı terk etmemiş olması köyün canlılığının devam etmesini sağlamış.

Yeşilyurt’tan sonra Edremit’e doğru devam edildiğinde Küçükkuyu’dan geçiliyor. Buradan dağlara doğru beş kilometrelik bir yolla ulaşılan Adatepe Köyü yolculuğun ikinci durağı olabilir. Adatepe’de Yeşilyurt gibi taş evlerden oluşuyor. Ancak burada yaşayanların neredeyse tamamı dışarıdan gelenler. Bu nedenle köyün evleri iyi durumda ancak sokakları bomboş.

Adatepe’nin girişindeki sarı bir tabela Zeus Altarı’nı işaret ediyor. Yaklaşık on dakikalık keyifli bir yürüyüşle ulaşılan altarın manzarası büyüleyici. Bir tarafta Edremit Körfezi, diğer tarafta Midilli Adası’yla Ege’nin mavisi adeta ayaklarınızın altına seriliyor. Söylenceye göre Zeus, Truva savaşını buradan izlemiş. Ancak manzarayı izlemekten savaşı izlemeye pek fırsat bulduğunu sanmıyorum.

Zeus’tan söz açılmışken, Kazdağları’nın en ünlü efsanesini anlatmamak olmaz.

“ Tanrıların Dağı Olimpos’ta yapılan bir düğüne tüm tanrı ve tanrıçalar davet edilmiş, ancak nifak tanrıçası Eris çağrılmamıştı. Bu duruma sinirlenen Eris düğünün eğlencesini bozmak için düğün sofrasının ortasına üzerinde “en güzele” yazılı altın bir elma atar. Güzel olduğunu düşünen tanrıçaların ellerinde dolaşan elma sonunda üç güzelin arasında kalır. Zeus’un huzuruna çıkan Hera, Afrodit ve Athena elmayı en güzele vermesini isterler. Zor durumda kalan Zeus en güzeli seçmesi için İda Dağı’nda çobanlık yapan Paris’e gönderir onları. Ancak Paris sıradan bir çoban değil Truva Kralının oğludur. Doğduğunda kahinlerin bu çocuk Truva’nın mahvına sebep olacak demeleri nedeniyle İda Dağı’na bıraktırılmış ve burada büyümüştür. Paris kendisine Helena’nı aşkını vadeden Afrodit’i güzel seçer. Ardından Helena’yı alıp Truva’ya kaçırır. Böylece on yıl sürecek savaşlar başlar ve kehanet doğru çıkar. Yani Truva mahvolur.”

Adatepe Köyü’nden tekrar anayola çıkıp Edremit’e doğru yöneldikten yaklaşık 20 kilometre sonra kaplıcalarıyla ünlü Güre’ye ulaşırsınız. Ancak Güre’ye girmeden önce dağlara doğru tabelalar Tahtakuşlar Etnografya Galerisi’ni işaret eder. 1994 yılında Unesco ödülünü alan galerinin kurucusu emekli öğretmen Alibey Kudar. Muhtemelen sizi o karşılayacak ve doyumsuz sohbetiyle Kazdağları’nın öykülerini anlatacaktır. Galeride Yörük kültürünün gündelik kullanım objelerinin yanında Kazdağları’nın şifalı bitkilerini de bulmanız mümkün. Bu bitkilerin nasıl kullanılacağını ve nelere iyi geldiğini yine Alibey Kudar sizlere anlatacaktır. Dünyada sadece Kazdağları’nda yetişen 21 bitki türünden biri olan Kazdağı Köknarı’nın kozalaklarını buradan alabilir ve demlediğiniz çaya katarak keyifle içebilirsiniz.

Galeriden sonra yola devam ettiğinizde içinden geçeceğiniz Güre özellikle serin havalarda kaplıcaları ve termal sularıyla mutlaka değerlendirilmesi gereken bir seçenek. Güre’den sonraki durağımız patikalarda yürümek ve Kazdağları’nın zirvesinden akıp gelen gürül gürül suların yanıbaşında keyif yapmak isteyenler için Sutüven Şelalesi.

Akçay’ı geçer geçmez Zeytinli tabelasını takip ettiğinizde kasabanın içindeki tabelalar sizi Sutüven Şelalesi ve Hasanboğuldu Büveti’ne ulaştırır. Dilerseniz aracınızı Beyoba Köyü’nde bırakabilir ve buradan başlayan hoş bir patikadan kısa bir yürüyüşle şelaleye ulaşabilirsiniz.

Homeros’un İlyada Destanında bölgeyi, “bin pınarlı İda” diye tanımlamasının nedeni, yaklaşık 15 metreden dökülen şelaleyi görünce daha iyi anlaşılıyor. Şelale ve çevresi doğaseverler için tam bir cennet görünümünde.

Şelaleden dere boyunca yapılacak kısa bir yürüyüş sizi etkileyici öyküsüyle ünlü Hasanboğuldu Büvetine ulaştırır. Akan suların darbeleriyle oluşan havuzlara büvet deniyor. Burasıda büyükçe bir havuz görünümünde. Ünlü öykücümüz Sabahattin Ali’nin bir kitabında anlattığı Yörük kızı Emine ile ovalı Hasan’ın hazin aşk hikayesinin son bulduğu Hasanboğuldu Büveti yaz aylarında yüzmek için uygun bir mekan.

Kazdağları doğasının bir aynası olan Sutüven Şelalesi ve Hasanboğuldu Büveti’nin ardından Edremit’i görmek gerekir. Edremit’in girişinde yer alan ve yüz yıllık zeytinyağı geleneği olan Midas firmasının açtığı ve geçmişte zeytinyağı üretiminde kullandıkları malzemeleri sergiledikleri müze görülmeye değer. Buradan bölgenin ünlü sızma zeytinyağını alma şansıda bulabiliyorsunuz.

Kazdağları’nın geleneksel köylerini ve doğasını gezmenin ardından , bu geleneklerin ve coşkulu doğanın bölgenin daha büyük yerleşimlerini nasıl etkileyip, şekillendirdiğini anlamak için son durak kesinlikle Edremit olmalıdır.












Yorum (10) »

Kazdağları’nda Altın arama çalışmalarına protesto, Çanakkale

Kazdağları’ndaki altın arama çalışmaları protesto edildi

Çanakkale ile Bayramiç ilçesinde, Kazdağları ve Madra Dağı Çevre Platformu tarafından,Kazdağları’nda yürütülen altın madeni arama çalışmaları protesto edildi.

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen protesto eyleminde, Kazdağları ve çevresindeki belediyele rolarak altın madeni arama çalışmalarıyla ilgili duyarlılıklarını, aldıkları meclis kararlarıyla dile getirdiklerini bildirdi.

Gökhan ayrıca belediyeler birliğini kurup, Kazdağları’ndaki altın madeni arama çalışmalarıyla ilgili duyarlı vatandaşların katkılarıyla çalışmalara devam ettiklerini ifade etti.

Çanakkale Belediye Başkanı Gökhan, ”İşi başka yöne çevirmeye yönelik çabalar olduğunu görmekteyiz. Kazdağları’nda altına arama çalışmalarında, siyanür kullanılmadığına yönelik görüşler olduğunu duymaktayız. Bunlar olduğu gibi yanlıştır. Arama çalışmasında kullanılmayan siyanür, çıkarma sırasında mutlaka kullanılacaktır. İşte bu, bizim sonumuz olacaktır” dedi.

“Altın madeni arama çalışmaları, tarım ve hayvancılığı etkileyen bir tehlikedir” diyen Gökhan, ”Hava kirliliği, oksijen, içme suları hepsi tehlike altındadır. Ne için? Belli miktarda altın çıkarmak için. Oradan çıkacak altın, burada yaşayan insanlar için hiçbir şey ifade etmemektedir” diye konuştu.

Kazdağları ve Madra Dağı Çevre Platformu Sözcüsü Hicri Nalbant ise Kazdağları’nın kuzeyinde, Çanakkale, Çan, Bayramiç ve çevresinde 60, Kazdağları’nın güneyinde ve Madra Dağı’nda 50 firmaya ruhsat dağıtıldığını savundu.
Çanakkale ve Edremit Körfezi’nin turizmde Türkiye’nin geleceği olduğunu belirten Nalbant, yer altında madenlerden çok daha değerli 400′ü aşkın antik kent ve tümülüs ile deniz turizminin yanı sıra termal turizm, sağlık turizmi ve eko turizm olanaklarının yer aldığını ifade etti.

5177 sayılı Maden Yasası iptali başvurusunun Anayasa Mahkemesi’nde 3.5 yıldır beklediğini anlatan Nalbant, bu yasanın “yüce mahkemede” bir an önce görüşülmesini, yürütmenin durdurulmasını ve iptalini beklediklerini dile getirdi.
Eş zamanlı eylemler düzenlendi

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesi ve Çan ilçesinde, Kazdağları ve Madra Dağı Çevre Platformu tarafından, Kazdağları’nda yürütülen altın madeni arama çalışmalarını protesto amacıyla eş zamanlı eylem yapıldı.

Çan Belediyesi Genel Sekreteri Sezen Tepe, Atatürk Şehir Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasında, Biga Yarımadası ve Edremit Körfezi’ni adeta yok etmeye, yağmalamaya yönelik tüm dayatmaları asla kabul etmediklerini, yöreyi korumak için her türlü mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi.

Eylemin ardından, Kazdağları ve Madra Dağı Çevre Platformu Yürütme Kurulu Başkanı ve Çan Belediye Başkanı Ali Sarıbaş öncülüğünde, Kazdağları’nda altın madeni arama çalışmalarının sona erdirilmesi için imza kampanyası başlatıldı. İmzaların, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına gönderileceği bildirild

Yorum (2) »

Balıkesir ve Çanakkale’de Kazdağları için eylem

Balıkesir ve Çanakkale’de Kazdağları için eylem
  Ahmet ERTAN
Balıkesir ve Çanakkale ile ilçelerinde çevreciler, 19 Ocak Cumartesi günü saat 13.00′te eşzamanlı olarak meydanlara çıkacak. Kazdağları ve Madra Dağı Çevre Platformu tarafından örgütlenen ‘Altına hayır’ eylemi öncesi çevreciler, afiş ve pankartlarla hazırlık yapmaya başladı.
Kazdağları ve Madra Dağı’nda altın aranmasını protesto etmeye hazırlanan yöre halkı ve çevrecilerin, Cumhuriyet alanlarında Atatürk Anıtı’na çelenk sunup, İstiklal Marşı okuduktan sonra basın açıklaması yapıp, “Ölüler Altın Takmaz, Altına Hayır” mesajı vereceği bildirildi.
Kazdağları ve Madra Dağı Çevre Platformu’nun bileşenlerinden olan ve Balıkesir ve ilçelerinde gerçekleşecek eylemin koordinasyonunu sağlayan Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği (GÜMÇED) Edremit Körfezi Şubesi Başkanı Mehmet Akif Öznal, Kazdağları ve Madra Dağı çevresinde yaşayanların katılımıyla yapılacak eylemin bir başlangıç olacağını belirtti, daha büyük eylemlere hazırlandıklarını söyledi.
Öznal, Kazdağları ve Madra Dağı’nın eteklerinde yaşayanların, Kazdağları ve Madra Dağı Çevre Platformu çatısı altında bir araya geldiğini belirterek, ilk geniş katılımlı eylemlerini 19 Ocak’ta Çanakkale ve Balıkesir’in il merkezleri ve ilçelerinde yapacaklarını söyledi. Öznal, “Çanakkale’den Balıkesir’e kadar tüm yerleşim birimlerinde, platform üyelerimiz eş zamanlı olarak Cumhuriyet alanlarına çıkacak ve bölgedeki maden şirketlerine karşı olduklarını ilan edecekler” dedi.
Öznal, ‘Altına Hayır’ mitinginin, Balıkesir il merkezinin yanı sıra Edremit, Ayvalık, Burhaniye ilçeleri ile Altınoluk Beldesi’nde, Çanakkale il merkezi, Çan ve Bayramiç ilçelerinde eş zamanlı gerçekleştirileceğini bildirdi.

Yorum (3) »



kazdağları, kazdağları resimleri, fotoğrafları, çanakkale, küçük kuyu, altın arama çalışmları, siyanür, siyanürle, nerede, küçükkuyu, tatil, otel, deniz kenarı, ege denizi, dağ, ida dağı, afrodit, güzellik, sarıkız, efsaneler, ilginç, fotoğrafları, kazdağları fotoğrafları, kazdağı, siyanürle altın arama şirketi, çanakkale temiz hava, gezilecek yerler, görülecek yerler, doğa, kaz dağları ulaşım, kazdağları resimleri, en güzel, nasıl ulaşırım, nasıl gidilir, seyahat, tatil, kazdağları ida dağı ilyada